Rusya’nın Balkanlar’da Etkinlik Arayışı

0
456
A spectator holds a poster showing Russian President Vladimir Putin ahead of a military parade in Belgrade on October 16, 2014. Vladimir Putin was expected in Belgrade to secure Russian interests in Serbia, its traditional ally but also EU aspirant, and to attend 70th anniversary of Belgrade's liberation from Nazi occupation. More than 3,000 soldiers will take part in the military parade, which will also feature a Russian aerobatics display. AFP PHOTO / ANDREJ ISAKOVICANDREJ ISAKOVIC/AFP/Getty Images

Dr. Erhan Türbedar

Bölgesel İşbirliği Konseyi (RCC)

Kıdemli Siyasi Danışman

Son yıllarda Rusya Balkanlar’daki etkinliğini güçlendirme arayışı içine girmiş bulunuyor. Özellikle Ukrayna ve Suriye krizleri nedeniyle Batılı ülkeler ile ilişkileri gerginleşen Moskova, Balkanlar’ı yeniden jeopolitik planlarının içine çekmeye çalışıyor. Balkanlar hiçbir zaman Rus askeri ambarına dönüşmeyecek ise de, bazı faktörler Moskova’nın bölgedeki varlığının daima canlı kalacağına işaret ediyor.

Balkanlar’daki insanlar arasında, Rusya’nın bu bölgede varlığını görmek isteyen çok sayıda kişi vardır. Diğer taraftan, Rusya vatandaşları arasında da Balkanlar’a yakından ilgi duyan ve “Ortodoks kardeşliğine” inananlar bulunuyor. Bunların içinden Rus aşırı milliyetçileri, Rusya’dan Yunanistan’a doğru uzanan bölgede 400 milyona yakın Ortodoks’un yaşadığını dikkate alarak, bu insanların birlik olmaları durumunda, Batı’ya alternatif bir güç oluşturabileceklerine inanıyor. Rus toplumunun bir kısmı, Balkanlar’daki sorunları kendi iç sorunları olarak da algılıyor.

Rusya enerji yönünden de Balkanlar’da önemli bir aktördür. Son yıllarda Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerginlik, birçok Balkan ülkesini doğalgaz yönünden olumsuz etkiliyor. Arnavutluk hariç, Balkan ülkelerinin tamamının Rusya ile doğalgaz bağlantıları vardır. Rus doğalgazı Balkanlar’a iki rota üzerinden ulaşıyor. Birincisi Rusya’yı Macaristan ile bağlayan, buradan da eski Yugoslavya ülkelerine uzanan doğalgaz boru hattıdır. İkincisi ise Rusya’dan Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan’a, Bulgaristan üzerinden ise Türkiye, Makedonya ve Yunanistan’a uzanan doğalgaz boru hattıdır.

Batı Balkan ülkelerinin 2014’deki toplam doğal gaz tüketimi 169 milyar ft3 civarındaydı. Bunun yüzde 50’sinden fazlası ithalat yoluyla karşılanıyor. Doğal gazın neredeyse tamamı Rusya’dan ithal ediliyor. Bulgaristan da fosil enerji kaynaklarını yüzde 60 oranında Rusya’dan sağlıyor. Neticede, Rusya bir silah olarak kullandığı gaz sevkiyatını Ukrayna’ya ne zaman durdursa, bazı Balkan ülkeleri, yeterli oranlarda doğal gaz tedarik edemeden kış aylarına girebiliyor.

Rusya jeopolitik faktörler nedeniyle de Balkanlar’da etkin olmaya çalışıyor. Soğuk Savaş sonrası dönemde Rusya süper güç konumundan, sesini yeterince duyuramadığı bir duruma düşmüştü. Günümüzde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in temel dış politika hedeflerinden birinin, uluslararası sistemde bir güç olarak Rusya’nın konumunu iyileştirmek olduğu söylenebilir. Ayrıca Rusya, tek bir süper gücün yönetiminde olmayan bir dünyayı, birden çok sesin ağırlığının olduğu bir uluslararası sistemi arzuluyor. Moskova bu yöndeki mücadelesinde Balkanlar’ı da bir alet olarak kullanmaya çalışıyor.

Baştan beri Rusya, BM Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üyeliği, Temas Grubu’ndaki üyeliği ve birçok bölgesel girişim ile ikili ilişkileri sayesinde, Balkanlar’daki gelişmeleri etkileyebiliyor. Ne var ki Balkan ülkelerinin AB ve NATO üyeliği doğrultusunda adım atıyor olmaları, uzun süre Rus dış politika yapıcılarını bölge ülkelerinden uzaklaştırıyordu. Her ne kadar bazı Rus yetkililer zaman zaman, “Rusya olmadan Balkanlar’a istikrar gelmez” yönünde açıklamalarda bulunuyor iseler de, Moskova yakın geçmişe kadar Balkanlar’da ekonomik çıkarlarını gözetlemeye odaklanıyordu.

Ukrayna krizi nedeniyle Moskova’nın Batı ile ilişkilerinin bozulmasıyla birlikte, Rusya Balkanlar’a geri dönmeye başladı. Balkanlar’daki ekonomik durgunluk ve yolsuzluklara bulaşmış elit ve toplumun varlığı ise, Rusya’nın bölgede etkinliğini artırmasına yardımcı oldu. Gelinen noktada Moskova’nın Balkanlar’daki temel hedefinin, Batının bu bölgedeki etkinliğini zayıflatmak olduğu söylenebilir. Bu kapsamda özellikle Sırbistan, Karadağ ve Bosna-Hersek’in NATO dışında tutulması, Moskova açısından stratejik önem arz ediyor. Elindeki kaynaklarla Rusya bu ülkelerin AB’ye bütünleşme sürecini de yavaşlatmaya çalışıyor.

Medya kaynaklarındaki bilgilere göre, Moskova 11 milyon avroluk bir yatırımla, Sırbistan, Karadağ ve Bosna-Hersek’te yayın yapacak bir televizyon kanalının açılmasının da hazırlılarını yapıyor.

Rusya Balkan politikasında, Sırbistan, Karadağ ve Bosna-Hersek’teki Sırplar üzerinde önemli yatırımlar yapıyor. Sırbistan, Kosova örneğinde olduğu gibi, dış politika sorunları karşısında Rusya’dan destek bekliyor. Karşılığında ise Sırbistan Ukrayna krizine karşı yansız bir tavır geliştirmiş bulunuyor. Ukrayna krizi nedeniyle ABD ile AB’nin Rusya’ya uyguladıkları ekonomik yaptırımlara da Sırbistan katılmıyor. Sırbistan Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç örneğinde olduğu gibi, Sırbistan’ın bazı yetkilileri Rusya’dan yana tercihlerini açık bir şekilde belli ediyor.

Sırbistan yetkililerinin NATO ile ilişkilerini soğuk tutuyor olmasının arka planında da ciddi bir şekilde Rusya faktörü yatıyor. Sırbistan’ın NATO üyeliğine açık bir şekilde karşı çıkan Rusya, görünürde Sırbistan’ın AB’yle bütünleşme sürecine itiraz etmiyor. Nedenine gelince, Moskova AB içindeki bir Sırbistan’ın, Rusya’nın AB içindeki bir Truva Atı olacağına inanıyor. Ancak AB üyeliği gerçekleşen bir Sırbistan’ın, böyle bir Truva Atı rolüne yanaşıp yanaşmayacağı belirsizdir. Sırbistan’ın gelecekteki dış politika yöneliminin, Karadağ, Bosna-Hersek ve Kosova’daki gelişmeleri de yakından etkileyeceğinin altı çizilmelidir.

LEAVE A REPLY