Prizren Kendine Yeni Elbise Dikiyor

0
696

  (Prizren’de TÜRKÇE’nin önemi)

          Furkan Fuşa

Siyaset zor bir oyun ve kesinlikle bir amaca yönelik olmak zorunda. Son dönemlerde de Kosova’da, genel ve yerel seçimler çok kısa zaman içinde gerçekleştirildi. Genel (Parlamento) seçimlerinde Türk Toplumu için Anayasal olarak temin edilmiş iki sandalye varken, 22 Ekim yerel seçimleri ise farklı bir havada gerçekleşmiş, “Toplumun Temsiliyeti” fikri ön plana çıkarılarak, bu doğrultuda bir seçim kampanyası yürütülmüştü.  Anayasa ile garanti edilmemiş yerel mecliste temsiliyet için çalışmalar yapıldı. Bu çerçevede yürütülen kampanyalar neticesinde Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP), yerelde Parti rekorunu egale ederek (4500oy) Prizren’de 6. Parti olmayı başardı.

Prizren yapısı itibariyle çok renkli toplumsal yapıya, farklı grup ve siyasi yönelişleri içinde barındırmakta. Bu özelliği ile Prizren’de yerel yönetimde kesin söz sahibi olabilmek için “Türkçe”, Arnavut Partilerinin bir hayli dikkatini çekti. Neredeyse tüm Arnavut partilerinde Türkçe konuşabilen (toplum içinde Kasabalı olarak da ifade edilen) adaylar göze çarpmaya başladı. Belediye Başkan adaylığından tutun da, meclis üyelerine kadar listelerinde “kasabalı” kimliğiyle ön plana çıkmış, oy getirebileceğine inandıkları adayları seçmenin karşına çıkardı. Aslında buna pozitif açıdan bakacak olursak, Türkçemizin bizler için ne kadar değerli olduğunu, (neredeyse Türkçe bilmenin “Kasabalı” olarak algılandığı) Prizren’de büyük oy oranına sahip olan partilerin, kendi iç dinamiklerini, seçmen kitlesini bile “bazen” göz ardı edebileceği sonucuna bizleri götürmekte.

Sonuç olarak, “Partia Demokratike e Kosoves” (PDK) ve “Vetevendosje” (VV) en fazla oyu alan iki parti olarak “balotazh” denilen ve Belediye Başkanının belirleneceği son tura kalmayı başardı. Kosova’da geçmişte yapılan seçimler referans alınarak bugüne baktığımızda da, büyük oy potansiyeline sahip partilerin tek başına başarı kazanması oldukça zor. Bu yüzden en çok oy alan partiler diğer küçük oy oranına sahip partiler ve azınlıklarla koalisyon içine girip, yönetimi ele alabilmek için bol keseden istekleri yerine getirme yarışına giriyor. Bunun en somut örneğini AAK lideri Ramush Haradinaj öncülüğünde kurulan hükümette gördük.

KDTP’nin kazanmış olduğu oy oranı da, KDTP’nin en çok oy alan iki partiyle koalisyon pazarlıkları yapmasının önünü açtı. Her iki partiyle yapılan görüşmeler neticesinde (Prizren’de) PDK ile koalisyon ortaklığı yapılmasına karar verildi. Koalisyon anlaşmasının duyurulmasının ardından toplumun belli kesimleri, özellikle sosyal medya aracılığı ile kararı eleştirmiş, bu koalisyonun başarılı olmayacağını, verilen vaatlerin yerine getirilmeyeceğini dile getirdi.

Toplumun bu reaksiyonunu geniş çapta değerlendirdiğimizde, konunun sadece PDK ile yapılan koalisyon olduğuna inanmak fazla iyimser bir tutum olacaktır. Çünkü gelen tepkilerin çıkış noktasına baktığımızda, PDK belediye Başkan adayı Sn. Shaqir Totaj’ın Türk ve Türkçe için sarf ettiği sözler ve değişimin VV hareketi ile geleceğinin inancı. Bu bakış açısının tam tersini ifade eden bir kitle de, ki bu seçmen bakış açısında, VV Genel Başkanı Sn. Visar Ymeri’nin Kürdistan Bağımsızlığı hakkında verdiği demeç ve VV hareketini kendi Parti dinamiklerine göre uç olarak değerlendiren bir seçmen kitlesi… Kısacası tepkileri bu bazda eliminize ettiğimizde aslında hangi partiyle olursa olsun imzalanacak anlaşma “kasabalı” seçmeni yüzde yüz memnun etmeyecekti. Bana göre bu nedenler, Freud’un da dediği gibi buzdağının görünen kısmı, birde görünmeyen kısmı var ki, KDTP’nin PDK veya VV ile yapacağı koalisyondan çok (ki herkesin farklı bakış açısına sahip olması ve değerlendirmesi ve ifade edebilmesi demokrasinin çok önemli bir değeri) her iki bakış açısının ortak fikri. Bunların başında da parti bireylerine karşı güdülen tutum, kadroların revizyon edilme sürecinin yavaş ilerlemesi, gençler ve kıdemliler arasında dışarıya yansıyan kopukluklar, özellikle son genel seçimlerde ortaya çıkan sert tutumlar, bana göre tepkinin asıl nedeni.

Bütün bu olaylar bir tarafa bırakıldığında, Prizren’de “TÜRKÇE”nin toplum için ne ifade ettiğini, nasıl bir güç olduğuna bir kez daha tanıklık ettik.

Kazanırsa PDK vaatlerinin ne kadarını gerçekleştirecek? Kazanan VV olursa, KDTP ile tekrar müzakere edilip yerel mecliste ortak bir zeminde buluşulur mu? Bunlar hepsi siyasetin içinde olağan şeyler. Ama bu düzeyde bir siyaset yürütülmesinin temel nedeni kesinlikle bizim ortak paydamız olan “Türkçe”dir.

Son olarak İrlandalı yazar Oscar Wilde şöyle diyor: “İnsanları kandırmak, kandırıldığına inandırmaktan daha kolaydır”, Bu süreç sonunda ve devamında mutlaka bir sonuca şekil verecektir ki demokrasilerde bu şekillendirici bireylerin (ta kendisidir) oylarıdır ve sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Fakat “Türkçemiz” ve bu değerin gücü, toplumun her zaman birleştirici, kucaklayıcı ve müzakereci bir rol oynamasında ve en önemlisi “ben de varım” demesinin yegane nedenidir.

Son Yazılar bengi (Tüm yazılar)

LEAVE A REPLY