ÖĞRETMEN

0
52

İskender Muzbeg: İzlenimler

“Öğretmen” başlıklı şiiriyle Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914 – 2008) birçok kişinin gönlünde taht kurmuştur çünkü büyük şair bu şiirde öğretmenin eğitimde, eğitimin de toplumda rolünü bastıra bastıra anlatır: “A’dan başlar aydınlık / Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen / Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek / Yeryüzünde ne varsa ondan gelmedir / Yeryüzü ile el ele öğretmen.”

Dağlarca bu şiirde öğretmen ve eğitim gibi konuların toplumda çok duyarlı konular olduğunun altını çizer. Bilinen bir gerçektir ki bir toplumun eğitim seviyesi, o toplumun gelişmişlik seviyesinin göstergesidir. Her toplumda toplumsal varlığın sürekliliği o toplumun kendine özgü özelliklerini – dilini, kültürünü, geleneklerini birer esin kaynağı olarak yarınlara taşımasıyla mümkündür. Bunu yapmak için ise, toplumun mesleğini seven öğretmenlere ve eğitim görmüş insanlara ihtiyacı vardır. Gelin “Öğretmen” şiirinden yola çıkarak eğitimimizde çalışan öğretmenlerimizin bu meslek için yıllar boyunca nasıl yetiştirildiklerine bir kuş bakışı atalım. Bizde Türk dilinde öğretmenler Üsküp’te Türkçe Eğitim Kursu’ndan Prizren Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’ne kadar birçok eğitim kurumunda yetişmiştir.

 

Öğretmene ve eğitim konusuna duyarlılıkla yaklaşan Kosova Türk toplumu eğitimi, dolayısıyla anadilinde eğitimi yıllar boyunca baş tacı bilmiş, bu topraklarda  1912 yılında oluşan karanlık bir dönemden sonra 1951 yılında yeniden gerçekleşmeye başlayan Türkçe eğitime ayrı bir özen göstermiştir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra – 1945 yılında Kosova’da Arnavutça ve Sırpça eğitim kurumlarının açılması, Türk dilinde ise okulların açılmaması gibi acı bir gerçek Kosova

toplumunda derin yaralar bıraktı. Bu yaralar henüz sarılmamışken, 1948 yılında Stalinizme “Hayır!” demenin ülkemizde yarattığı toplumsal siyasal ve maddi güçlüklere rağmen, bu “Hayır!” demenin coşkusuyla oluşan yeni bir toplumsal hava yeni girişimlerin yapılması için elverişliydi.  İşte böyle coşkulu bir havada, 1951 yılında Kosova’da en yüksek karar alma organı sayılan Kosova –Metohiya Özerk Eyaleti Halk Kurulu’nun Priştine’de 20 Mart 1951 tarihinde düzenlenen toplantısında alınan tarihi bir kararla yani  “Kosova-Metohiya Özerk Eyaleti’nde  Türk azınlığı için gerektiği tüm yörelerde Türk dilinde derslerin görüleceği okulların açılmasına dair Karar’la Kosova’da 1951 yılında Türkçe eğitime yeniden geçilmiş oldu.

Bu karar alınır alınmaz, kararı yerine getirmek – Türk dilinde okullar açmak amacıyla Kosova’dan aydınlarımızın Üsküp “Nikola Karev” Öğretmen Okulu Türkçe Öğretmen Kursları’na katılmaları, Türkçe eğitim için hazırlanmaları sağlandı, bununla birlikte Üsküp Öğretmen Okulu’nda gençlerimizin öğretmenlik mesleği için sıralı eğitim alması gerekliliğinin toplumca altı çizilerek bu konuda gerekli hazırlıklar yapıldı bu kararın uygulanması için çaba harcandı. Bu toplumsal çaba sonucunda, Türk Öğretmenler Derneği tarafından hazırlanıp yayınlanan ve Prizren’de Türk öğretmenlerinin hayat hikayelerini kapsayan Monografi’de belirtildiği gibi, aydınlarımız  Üsküp’te Türkçe Öğretmen Kursu’na gönderildiler, “Abdülbahri Hafız, Cemal Telak, Cemal Şpat (Kılıç), Zekir Şporta, Faik Emruş, Muhammed Şerif, Ethem Sümer, Şaban Topko, Alirıza Deda, Saffet Gorda, Şefki Karataş, Recep Hoca, Alaydin Şalçin, Mehmet Şener, Necat Matranci, Kenan Şener, Bahriye Abdullah, Hamdiye Polis, Burhanettin Kılıç, Behaydişn Selina, Zarif Perol, Süleyman Dırdovskli, Sabbri Kuk-Beg, İsa Şimşek, Fatime Şerif, Cemil Şengül, Fehmi Derviş, Hatice Mısırlı, Süleyman Randobrava, Ömer Mısırlı, Hafız Veysel Guriz, Hülki Jılta, Zülfikar Ceylan, Abidin İmam, Burhan Şarov bu kurstan mezun olan bu ilk Türk öğretmenlerimiz yeni açılmış ilkokullarımızda  ve lisede göreve başladılar. Kimisi Mamuşa’ya gitti, orada öğretmen görevini yaptı; kimisi “Mısırlıların Evi”nde , kimisi “Emuş Ağa”da, kimisi “Rahlin”de, “Tumba”da, “Dragoman”da (…), kimisi “Hoça Mahallesi”nde, kimisi “İslahana” Yerel Birliği’nde, kimisi “Bata” denilen binada, kimisi “Gece Okulu”nda, kimisi “Mladen Ugareviç” okulunda (…), kimisi “Markkılıç” camiinin avlusundaki binada , kimisi “Alişanlar’ın Evi’nde”, kimisi “Cuma Camii” yerel Birliği’nde öğretmen olarak çalıştılar. /Bkz. Monografi (1951-1996 Özgeçmişler, Belgeler, Fotoğraflar, Türk Öğretmenler Derneği-Prizren Yayınları, Prizren 1996, sf.6-7)

Priştine, Mitroviça, Vıçıtırın, Gilan ve İpek’teki Türkçe eğitimle ilgili benzer hayat hikayeleri mutlaka vardır ki bu ileride ayrı bir çalışmayı gerektirmektedir.

Daha geçlerde “Üsküp “ Nikola Karev” Öğretmen Okulu’ndan mezun olan Prizren’li  gençler (Süleyman Brina, İsmet Luma vb.) Prizren’e dönerek eğitimimize ve toplumumuzun gelişmesine yıllar boyunca nice katkılar sundular.

1951 yılında Türkçe eğitime geçiş sırasında ilkokul eğitimine Türkçe devam edenlerden iki genç – Şahinder Muzbeg Rogova ve Şefkat Kaçanik, Prizren Real Türk Gimnaziyesi’nden mezun olduktan sonra Prizren “Dimitriye Tucoviç” Öğretmen Okulu’na yazıldılar, beş yıl Sırp Hırvat dilinde eğitim alarak 1960’lı yılların ilk yarısında (1963 yılında)  bu Öğretmen Okulunu bitirir bitirmez Türkçe eğitimimize hemen katkı sunmaya başladılar, emekliliğe ayrılıncaya kadar Türkçe eğitimde öğretmen olarak çalıştılar.

Bunun devamında, yine Prizren “Dimitriye Tucoviç” Öğretmen Okulu’ndan mezun olup öğretmen olarak çalışmaya başlayan Liriye Selina, Muharrem Karabacak, İbiş Çakal,  Hamit Boynik, Nazlı Purova, Hüsnüye Koka, Melahat Zuki gibi genç öğretmenlerimizin de 1960 yılların ikinci yarısından itibaren eğitimimize nice katkıları geçti.

1963/64 eğitim yılında Prizren Öğretmen Okulu’nda ilk Türk sınıfı açılınca bu sınıfa yazılan öğrenciler (Latife Morina, Bedridin Koro, Hazbiye Fazli, Merdiye Kiser, İrfan Şekerci, Adem Kito, Hasan Berişa, Ümran Rapça, İskender Muzbeg, Zeynelabidin Kureyş, Sadık Tanyol vb. beş yıl sonra – 1968 yılında Prizren ve Mamuşa’da olduğu gibi Kosova’nın diğer köy ve şehirlerinde kültürümüze ve eğitimimize katkı sunmak için paçaları sıvadılar.  Bu ilk Türk sınıfından sonra dört kuşak daha Prizren Öğretmen Okulu’nda Türk dilinde eğitim görüp bu okuldan mezun oldu ve Kosova’da Türkçe eğitime kendi katkılarını sundu.

1960’lı yılların ortasına doğru Prizren Yüksek Pedagoji Okulu’nda Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü açıldı, bu bölüm kısa bir süre sonra Priştine Yüksek Pedagoji Okulu’na taşındı. Bu bölüm mezunlarının olduğu gibi, Prizren Pedagoji Akademisi mezunlarının da yıllar boyunca Kosova’da Türkçe eğitime büyük katkıları geçti.

Priştine Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden ve diğer bazı bölümlerinden de mezun olanların, bununla birlikte bir yandan Üsküp, Sarayova, Belgrad ve Zagreb’te diğer yandan da yurt dışında yüksek eğitimini bitirenlerin birçoğu Kosova’ya dönerek burada Türkçe eğitime katkı sundular.

Kosova’nın yeniden yapılandırılması döneminde 2003 yılında Prizren Eğitim Fakültesi’nde Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nün açılması Kosova’da eğitimimize verilen önemin en yeni göstergelerinden biri, bu eğitimin parlak yarınlarının garantisidir.

Öğretmen okulunda, Yüksek Pedagoji Okulunun Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde, Pedagoji Akademisi’nde veya Priştine Felsefe Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumamış ama çeşitli fakültelerde, ayrıca Büyük Öğrenci Projesi çerçevesinde Türkiye’deki fakültelerin çeşitli bölümlerinde eğitim görüp mezun olan gençlerimizden belli bir sayıda öğretmenin Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Dobırçan, Mitroviça ve Vıçıtırın’da eğitimimize somut katkıları olduğu bilinmektedir.

Burada şunu da belirtmek gerekir: yarım yüzyıldır ana ülkemiz Türkiye’de, son birkaç yıl ise Kosova’da öğretmenlerimize düzenlenen yıllık eğitim seminerleri, dil, pedagoji ve metodoloji bakımından eğitimimize yeni bir renk katmaktadır.

Sonuç olarak, Üsküp’te 1951 yılında düzenlenen Türkçe Öğretmenler Kursu’ndan başlayarak Prizren Eğitim Fakültesi’nde Türkçe Öğretmenlik Bölümü’nün açılmasına kadar gelişmeler gösteriyor ki Kosova’da Türkçe eğitim tarihi bir gerekliliktir ve bunun, süreklilik, nitelik ve nicelik açısından daha sağlam bir temele oturtulması yarınki aydınlıklarımız için bir olmazsa olmaz anlamına gelmektedir.

Büyük şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın dediği gibi “Aydınlık A’dan başlar”. İşte A’dan başlayan bu aydınlık eğitmenlerimizin-öğretmenlerimizin özel saygınlık ve yükümlülükleri vardır. Bu nedenle, 1912-1951 yılları arasındaki o karanlık dönemden sonra yaratılan aydınlıklı havada, o 1950’li zor ama coşkulu yıllarda Kosova’da Türkçe okulların yeniden açılması sırasında öğretmenliği seçen her bireyi, bundan sonra öğretmenler kafilesine katılan her kişiyi  saygıyla anmak, bu öğretmenlerimizin her birinin hayat hikayesini, çalışmalarını ve başarılarını ölümsüzleştirecek bir kitap veya ayrı ayrı kitaplar hazırlamak bize ve gelecek kuşaklarımıza düşen tarihi bir borçtur.

 

Son Yazılar bengi (Tüm yazılar)

LEAVE A REPLY