Kosova Türk Toplumuna Geriye Dönük Bir Bakış

0
195

Esin Muzbeg

NOT: Bu yazı ilk defa Üsküp’te yayımlanan “Yeni Balkan” Dergisinin Eylül sayısında yayınlanmıştır.

http://dergi.yenibalkan.com/mobile/index.html

Geriye bakmadan, ileri görülemez. Geride kalmış hususlar, husumetler ve de sapmalar giderilmeden inşa edilen gelecek, bir anda çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Kosova yeni bir seçime hazırlanırken, Kosova Türk toplumu hem siyasal hem de sivil toplum hayatında dibe vurmanın zorluğunu; yenilenmenin ise heyecan ve hafifliğini bazen de hafifmeşrepliğini yaşıyor. Teyide muhtaç belli belirsiz koyutlar yol haritasının nirengi noktası bellenip strateji inşa edilirse, varılan sonuç bir felaket olsa dahi doğru kabul edilmeye direnir.  Çünkü hatalı olan başlangıç noktası, bir kere baştan doğru kabul edilmiştir.  Sorun nerede başladıysa, makarayı geriye sarıp o noktaya dönülmeden düzgün bir siyaset, topluma faydalı bir sivil toplum inşa edilemez. Bu gidişatta ısrar edilmesi halinde zaten Kosova Türk toplumuna yabancılaşmaya başlamış olan gençlerin kopuşu hızlandırılır, bir yandan onların toplumsal konulara duyarlılığı köreltilirken, diğer yandan mikro milliyetçiliğe dönülüp kendine güvensiz Kosova Türk toplumuna örülmüş olan sanal getto duvarları biraz daha güçlendirilmiş olunur.  Dışarıdan gelenler Evladı Fatihan diye alkışlarken, döndüklerinde çok rahatlıkla bu toplumun bitmiş olduğunu söyleyebileceklerdir. Söylüyorlar da! Çünkü bu toplumun bitmiş olan yönünü görüyorlar. Gençlerin kaçışı bu bitişten dolayı…

 Siyasetteki kutuplaşmalar

Bugün Kosova Türk toplumunun siyasi arenasında artık mazerete sığmayacak dereceye gelmiş olan bir kutuplaşma söz konusudur. Bu kutuplaşmayı global bir dayatmanın sonucu olarak görebiliriz; ama değil, kendi iç dinamikleri de var. İçeriden siyaset konuşan herkes, ‘biz’ ve ‘onlar’ diye lafa başlıyor. Siyasete dışardan bakanlar ise ‘onun grubu’ ve ‘bunun grubu’ olarak söze giriyor. Çünkü Kosova’daki Türk siyaseti başka türlü tanımlanamaz hale gelmiş. Toplumu ilgilendiren herhangi bir konuda, herhangi bir kişi, sözlü olarak veya bir mecrada (bu kendi sosyal ağı da olabilir) bir şey ifade ediyorsa, onun ne söylediğini anlamanın yolu bu kutuplaşan siyasi gruplardan hangisine dâhil olduğunu öğrenmekten geçiyor. İşin daha ağır yönü, bu kutuplaşmaya herkesin ve hatta kurumların da dahil edilmek istenmesi; daha korkunç yönü ise bunun bir karşılık bulmasıdır; olması gerekenin bu olduğunun sanılmasıdır. Vahim olan ise kutuplaşmanın, birlik çağrısıyla yapılmasıdır. Bu maalesef tarihsel bir tekerrür olarak otoriterleşen her toplumun ortak sesi olmuştur.

KDTP’de seçim süreci

Malumunuz Kosova genel seçim sürecine girmeden önce siyasi partilerde iç seçimler yapıldı. Kosova Demokratik Türk Partisinde (KDTP) de seçim sürecine girildiğinde üstü kapalı bir genel başkanlık yarışı gündeme geldi ki kısa zaman sonra bu kapak kaldırıldı. Milletvekili Fikrim Damka, Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladı. Bu malumun ilanı, hâlihazırdaki Genel Başkan Mahir Yağcılar’a ilk meydan okuma değildi. Daha önceki seçimlerde Fikrim Damka olduğu gibi Cemil Luma da, Arif Bütüç de, Orhan Lopar da partiye genel başkan olma emellerini dillendirmişti. Ama bu seferi farklı kılan Mahir Yağcılar’ın arkasının dolu olmayışı ve rakibinin konsolide olmuş bir grubun lideri olarak ilerlemesi… Daha önceki meydan okumalarda siyasi konjonktürün yanı sıra birçok aday olduğu için rüzgâr hep Yağcılar’dan yana idi. Mahir Yağcılar’ın eski rakiplerinden Cemil Luma, bir dönem bağımsız aday olarak, bir dönem de Kosova Türk Adalet Partisinde (KTAP) siyaset yaptıktan sonra hedeflenen değişim ortamını yakalayamayınca “benden bu kadar” deyip köşesine çekildi. Arif Bütüç, Mamuşa’da uğradığı mağlubiyetten sonra siyasi arenada gözükmedi. Başkanlık yaptığı KTAP’ın teşkilatı dağıldı, yasal sürelerde Kongre’yi yapamadığı için Merkez Seçim Komisyonu partinin kaydını sildi. Eski dost olan Fikrim Damka ile Orhan Lopar ise amansız bir yarışa girip araya kırmızıçizgiler çizdiler. Kutuplaşma devam ettikçe saflar ayrıldı, çizgiler kalınlaştı.

Diğer taraftan 2019 yılında yapılan parti içi seçimlerinde oluşan şube meclisleri, yönetim kurullarını seçerken bir teamüle uymayarak en çok oy alanları değil, kendine yakın olanları seçti. Böylece daha önce yapılan hatalardan biri, başka bir usul ile tekrarlanarak parti içi muhalefet, yönetim kurullarının dışına itildi. Yönetim kutuplaşan gruplardan birinin eline geçti. Bu şartlar altında merkezi yönetimi ve hatta genel başkanlığı kaybetme riskini gören Genel Başkan, Merkezi organların seçim sürecini öteleyerek zaman kazanma stratejisi izledi. Kosova’da genel seçimin ilan edilmesi parti içinde mağlup tarafa bir fırsat yarattı. Muhalefete itilen grup, genel seçimlerde halk oyu ile meşruiyeti elde edip mücadeleye bu noktadan devam etme imkânı tanıdı.

Netice itibariyle parti içi seçimlerinde daha çok oy alan grup, kendi gücünü Genel Başkan adayı Fikrim Damka şahsında birleştiriyor ve daha konsolide bir yapıyı temsil ediyor. Karşı tarafta ise birkaç isim üzerine odaklanan parçalı bir grup duruyor. Ama parti içi seçimlerindeki mağlubiyetin ardından muhalefete itilen parçalı grup, Genel Başkan Mahir Yağcılar üzerine yeniden kenetlenmeyi hedeflemiş gözüküyor. Bu gruplaşmanın galibini (her ne kadar parti için seçimlerle alakalı olmasa da) ve KDTP’nin yeniden dizaynını, Kosova genel seçimlerinde milletvekili adaylarının alacağı oy şekillendirecek.

 Süreç nereye götürür

KDTP’de kutuplaşan siyaset birinin diğerini reddine götürüyor. Araya giren Kosova genel seçimleri, kazanamayan tarafa, halk nezdinde bir şans daha tanıdı. Olur da bugün yönetim kurullarının dışına itilenler başta Genel Başkan Mahir Yağcılar ve onunla beraber hareket eden kişiler halk nezdinde itibar tazeler ise dengeler tekrar değişebilir. Sorunun çözümü karmaşıklaşır. Yok Genel Başkan adayı Fikrim Damka şahsında kenetlenen grup Kosova genel seçimlerinde de baskınlığını devam ettirir ve milletvekillerini bu grup arasından seçtirirse (Fikrim Damka ve Müferra Şinik), o zaman parti içi seçimlerin devamı niteliğinde bir tablo ortaya çıkar. Bu durumda partinin merkezi organları da bu grubun baskınlığında şekillenir ve yeni dönemde KDTP Genel Başkanlığı koltuğuna Fikrim Damka oturmuş olur.

Ama sonuç ne olursa olsun, KDTP’de ve Türk toplumundaki sorunu bitirmez. Çünkü Türk toplumunun iradesinin önemli bir bölümü temsil edilemez. Daha önce muhalefeti dışarda tutma, hatta partiden ihraç etme uygulamaları ya bağımsız adayın çıkışına ya da yeni bir siyasi partinin oluşumuna sebebiyet verdi. Bu ayrıştırıcı oluşumların içinde olanların hiçbiri, partinin içinde olanlardan daha az Türk veya toplumsal meselelere daha az duyarlı insanlar değildi. Muhalefetin sesini yönetim kurulu masasında duymaya tahammül edemeyen liderler, halkın sesini sokakta duyar oldu ve bu ses toplantı masasından daha gür çıktı.

Kosova Türk toplumu defalarca bölünmelere maruz kaldı. Her girişimin kendince haklı sebebi vardı. Bu bölünmelerde zaman zaman bölgecilik, kimi zaman koltuk kavgası, çoğu zaman siyasi uzlaşmazlık, bazen mikro milliyetçilik, kimi zaman da siyasi ile sivil toplum çekişmesi rol oynadı. Ama Türk toplumu her zaman birlikten yana oldu. Muhalefetin sesini de sivil toplumun sesini de içeriden duymak istedi. Bu yüzden hiçbir ‘ikinci parti’ uzun ömürlü olmadı. Dolayısıyla mevcut kutuplaşmanın ardından, özellikle toplumun sesinin yansıması sonucu yeniden birleşme ortamının oluşması mümkün hatta zaruri olabilecektir. Ama bu birleşme, daha önceki uygulamalarda olduğu üzere bir el çektirme veya baskı üzerine değil, toplumun doğal ve olağan akışı çerçevesinde olmalıdır. Aksi takdirde Türk toplumu zaman kaybedip, yalnızlaşmaya ve kendine yabancılaşmaya devam edecektir. Bu yüzden kırgınlıkların, ayrılıkların, uzlaşmazlıkların başladığı noktaya dönüp bu meseleler giderilerek ilerlenebilmelidir.

Makara nereye sarılmalı?

Kosova Türk toplumu için esaslı gündem olan konuların ciddiyetle tartışıldığı güne doğru sarılmalıdır. Çünkü KDTP, Türk toplumu için çoktan seçmeli siyasi tercihlerden biri olarak değil, hepsinin toplamının rolünü oynamıştır. Sağ görüşlü, sol görüşlü, muhafazakâr veya çevreci, liberal ya da sosyalist görüşte olsun herkesin Türk kimliğinde konsolide olacağı bir rolü oynamıştır. Böylesine kapsamlı bir politikayı ise hiçbir zaman çizmemiştir. Türk siyasiler, Türk toplumunun oyunu bu partiye mahkûm görmüşlerdir. Türk toplumu da buna göre karşılık vermiştir. Ama son yıllardaki seçimlere bakıldığında Türk seçmenin alternatif arayışlara meyil edebileceği görülmüştür. Bu yüzden ana akım diğer siyasi partiler de bu meyli cezbetme politikaları izlemeye başlamışlardır ve Prizren’deki yerel seçimlerde gayet başarılı olmuşlardır; keza Priştine’de de…

Öte yandan Kosova Türk toplumu, bu topluluğun haklarının elde edilmesinde gösterdiği hassasiyeti maalesef aynı hakların uygulanmasında göstermemiştir. Bunun dönemsel olarak sorgulanması elzem bir öneme sahiptir. UNMIK Yönetiminin ilk kararlarından biri olan dillerin kullanımına dair yönetmelikte Türkçe’nin ortadan kaldırılmasına gösterilen tepki ve yıllar süren toplumsal mücadele kayda değer iken bu haklar elde edildikten sonra onların uygulanmaması durumlarında aynı hassasiyetin gösterilmemesi gözlerden uzak kalmıştır ya da tutulmuştur. Bu durum hem siyasi partinin hem de sivil toplumun içine sirayet etmiştir. Türk toplumunun dil hassasiyeti, dönemin UNMIK Yöneticisi Bernard Kouchner’i Ankara’ya götürtmüş ve Türkiye’nin Dışişleri Bakanı ile Başbakanı düzeyinde müzakereye zorlayabilmiştir. 1999 sonrasında Prizren Radyosunda sınırlı olan Türkçe yayın kapatılacak diye gösterilen toplumsal refleks, 2008’e gelindiğinde 50 küsur çalışanı olan Yeni Dönem Kosova Türk Medyasının peşkeş çekilircesine devredilmesine ve Yeni Dönem Gazetesinin kapanmasına bir tepki verememiştir.

Türk toplumunun aktif vatandaşlık bilinci ve aktif bir sivil toplum yapısından, böylesine kabuğuna çekilmiş aciz bir topluluğa dönüşme sürecinin sorgulanması gerekmektedir. Bu bir iç sorgulamayı da gerektirir, dış faktörleri de… Velhasıl bu durum siyasi partinin ve sivil toplumun bugün içinde bulunduğu durumun hem nedeni hem de sonucu olan bir süreci temsil etmektedir.

Bu yüzden KDTP’nin bugün karşı karşıya olduğu çıkmazlar sadece bir yönetim sorunu değildir. Aynı zamanda Kosova siyasi yelpazesinde konumlanma ve Türk seçmenini kapsama sorunu ile de karşı karşıyadır. Ama her şeyden önce aktif vatandaşlık bilinci ve aktif bir sivil topluma dönülmesinin yolunun açılması gerekmektedir. Makara, siyasi ve sivil alanda, siyasi ve sivil alanın vücuda gelmiş kurumlarında kıyasıya ama yapıcı eleştirilerin yapılmasına imkân tanınacağı döneme kadar geri sarılmalıdır.

LEAVE A REPLY