Haftaya Bakış – Haber Bülteni

0
143

HABER BÜLTENİ

02.04.2018

Manşet

Sırp Yetkili Sınır Dışı Edildi

Sırbistan Hükümetinde Kosova Ofis Müdürü Marko Djuriç, Mitroviça’nın kuzeyinde ‘’Kosova’da ki Sırpların Durumu’’ konulu toplantıya katılmak üzere Kosova Dışişleri Bakanlığından izin istedi.  Bakanlıktan Djuriç’e izin çıkmadı ve katıldığı toplantıda gözaltına alınarak sınır dışı edildi. 

Kosova’ya girişine için izin verilmeyen Marko Djuriç’in girişini engellemek için 26 Mart tarihinde Kosova polisi Sırbistan sınır kapısında büyük önlemler aldı.  Kosova Dışişleri Bakanlığından izin alan Sırbistan Kültür Bakanı Vladan Vukosavljevic Merdare sınır kapısına gelip kendi iradesi ile giriş yapmadı. Bakan Vukosavljevic ile beraberindeki heyette Kosova tarafından girişlerine izin verilmeyen ve hiç izin talep etmeyen Sırbistan Savunma Bakanı Aleksander Vulin de bulunuyordu.

İzni olmayan Marko Djuriç’in ise Kosova’ya yasa dışı yollarla 25 Mart tarihinde giriş yaptığı ve kuzey Mitroviça’da toplantının yapılacağı alanda olduğu ortaya çıktı.  Ardından Kosova özel güvenlik güçleri alana giderek karşı çıkan Sırp halkına göz yaşartıcı gaz bombası atarak toplantı salonunda bulunan Marko Djuriç’i gözaltına aldı.

Göz altına alınmasının ardından Mitroviça’da gergin anlar yaşandı, kentte sirenler çalmaya başladı. Djuriç özel güvenlik güçleri tarafından Priştine’ye polis merkezine getirildi. Yapılan hukuki işlemlerin ardından Sırp yetkili sınır dışı edildi.

Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Fedrica Mogherini’nin Sözcüsü Maja Kocijançiç, AB’nin Kosova ve Sırbistan’a, gerginliğin tırmanmaması için ihtiyatlı davranmaları konusunda çağrı yaptığını aktardı. Sırbistan hükümetinin Kosova Ofisi şefi Marko Djuriç’in Mitroviça’nın kuzeyinde tutuklanmasının ardından açıklama yapan Kocijançiç, “Var olan tüm sorunlar, AB arabuluculuğunda yürütülen diyalog çerçevesinde ele alınmalıdır.  Kosova ve Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi nihai hedeftir. AB, diyalogun aksi yönde baş gösteren bugünkü olaylardan dolayı kaygı duymaktadır. Bizler, AB müzakere sürecinde olan Sırbistan ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşmasının uygulanma sürecinde olan Kosova’dan varılan anlaşmalar doğrultusunda hareket etmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kosova Hükümeti ise, Kosova’nın, Sırbistan ile ilişkilerin normalleşmesi yönünde gayret sarf ettiğini ancak bu iradenin karşılıklı olması gerektiğini vurguladı.  Hükümet tarafından yapılan açıklamada, etnik ayırım gözetmeksizin tüm Kosovalı vatandaşlara sakin kalmaları ve provokasyona gelmemeleri çağrısında bulunuldu.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, 26 Mart tarihinde Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısı düzenleyeceğini bildirmişti.  Sırbistan Hükümeti Kosova Ofis Müdürü Marko Djuric’in Kosova’da gözaltına alınması üzerine toplantı yapıldı. Başkent Belgrad’daki toplantının ardından basına açıklama yapan Vuçiç, Kosova’nın kuzeyindeki Kuzey Mitrovica’da gözaltına alındıktan sonra sınır dışı edilen Djuric’in Belgrad’a hareket ettiğini belirterek, “Bugün meydana gelen adam kaçırma, ağır provakasyon ve suç operasyonuna katılan iki Sırp’ın da dahil herkes kanunlar önünde hesap verecektir”  ifadesini kullandı.

Vucic, Sırbistan’ın bölgede barış ve huzurun korunması için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğine işaret ederek, Sırp halkının güvenliğini tehlikeye atan bu tarz durumlara da asla izin vermeyeceğini söyledi. Belgrad-Priştine diyaloğunun devam edip etmeyeceği konusunda “Sakin kafayla düşüneceğiz” yanıtını veren Vucic, Sırbistan her zaman uluslararası antlaşmalara saygılı davrandı ancak bir grup Kuzey Mitrovica’ya geldi ve Djuric’i gözaltına aldı. Gözaltına dair Kosova hükümetinden ise Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi Sırp yetkili Marko Djuriç’in Kosova’ya yasadışı girdiğini belirtti. Kosova Polisi yetkileri, profesyonelliği ve Kosova’daki düzen ve hukukun korunmasıyla uyumlu hareket ettiğini belirtmiştir.  Kosova Meclis Başkanı Kadri Veseli Sırp yetkilikerin Kosova yasalarına saygı göstermediklerini ifade ederek, Kosova kurumlarının doğru bir harekette bulunduğunu kaydetti.

Kosova’nın Kuzey bölgesinde Sırp Lider Marko Djuric’in Kosova Polisi tarafından tutuklanmasının ardından Avrupa Birliği Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vucic’le görüşmek üzere Sırbistan’a hareket etti. Djuric’in tutuklanması ve Kosova ile Sırbistan arasında temasların normalleşmesi konuları ele alındı.  Mogherini “ Yaşanan bu son üzücü olay tekrarlanamaz, AB müzakerelerin barışçıl yolla devam etmesi adına farklı yollar denenecektir” açıklamasında bulundu.

Siyaset

Hükümette Sırp Listesi Krizi

Marko Djuriç’in gözaltına alınması ve sınır dışı edilmesinin ardından Parlamentoda 10 milletvekili ile temsil edilen ve hükümette yer alan Sırp listesi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ile görüştü. Görüşmenin ardından Sırp listesi hükümetten ayrılma kararı aldı.

26 Mart 2018 tarihinde Kosova’ya yasa dışı yollarla giren Sırbistan Hükümeti Kosova Ofis Müdürü Marko Djuriç’in kuzey Mitroviçada gözaltına alınmasını gerekçe gösteren Sırp Listesi,  Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ile görüştikten sonra koalisyondan ayrılacağını duyudu. Hükümetten ayrılacağını duyuran Sırp Listesi Kosova meclisinde yer almaya devam edeceklerini ifade ettiler.

İktidara hem ilk  destek hem de istifa daveti ana muhalefet partisi LDK’dan geldi. LDK tarafından yapılan açıklamada, Sırp listesinin Kosova halkının çıkarları için çalışmadığı, onların çekilmesi ile hükümetin düşmeyeceği ama başbakanın kendisinin çekilmesi gerektiği belirtildi.  Aynı destek Vetvendosje Hareketi ve Bağımsız  Milletvekilleri Grubundan  da geldi.  Ardından 28 Mart’ta Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç Sırp Listesinin mualefette kalacağını fakat Kosova hükümetinin düşmeyeceğini belirtmiştir. Vuçiç, Sırplara karşı gelmek söz konusu olunca tüm Arnavutlar bir olmayı bildiklerini belirterek, Sırp listesinin Sırbistan’dan yardım alarak Kosova’da ki Sırplar için mücadele edeceğini ifade etmiştir.

Öte yandan Sırp listesinin hükümetten çekileceğini açıklamasına rağmen, Kosova hükümetine resmi olarak istifalarını sunmadılar. İstifa bir nevi fiili boykota dönüştü. Bu gelişmeleri fırsat bilen Sırplar, Sırp Belediyeler Birliğinin kurulma çalışmalarına da huız verdi. Meydana gelen olayların ardından Sırp Listesi Başkanı Goran Rakiç 10 Sırp belediyesinin ortak meclis oturumu düzenleyeceğini ve Brüksel Antlaşmasının 5. yıl dönümünde Sırp Belediyeler Birliğinin kurulması için gereken adımların atılacağını belirtti. Sırp halkını destekleyeceklerini belirten Rakiç, başlayacak görüşmelerin ardından 20 Nisana kadar Kosova hükümetinin Sırp Belediyeler Birliği konusunda somut adım atmaması halinde, bu Birliği kendilerinin kuracağını ve bunun bir ihlal değil anlaşmanın uygulanması olduğunu ifade etti.

Sırbistan hükümetinin Kosova Ofisi Genel Sekreter Yardımcısı Petar Petkoviç Sırp Belediyeler Birliği sürecini beş yıl önce başlattığımız için üzgünüz, çünkü Arnavutların bunu yapmaya hazır olmadığı belliydi. Sırpların evlerine dönme hakları var ve bu gerçekleşmedi, bu yüzden yükümlülüklerini karşılamayan hükümetin bir parçası olmamıza gerek yok ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği Yolunda İki Engel Daha

Avrupa Birliği Kosova Ofisi Şefi Natalya Apostolova, Kosova’nın Avrupa Birliğine üye olması için iki önemli ve zorlu konulardan birinin organize suçlar ve yolsuzlukla mücadele, diğerinin ise Kosova ile Sırbistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin müzakerelerin olduğunu belirtti. Avrupa Birliği tarafından saptanan belirli konuların üzerindeki çalıma raporlarının Nisan ayında yayınlanacağını bildiren Apostolova, Sınır Anlaşması yasasının kabul edilmesi, Kosova’nın AB’ye dahil olabilme anlamında iyi bir mesaj olarak algılandığını kaydetti. Son yıllarda Kosova’nın büyük gelişme kaydettiğini bildiren Apostolova, Sınır Anlaşmasının onaylanmasından sonra AB tarafından vize serbestesinin en kısa zamanda sağlanması yönünde oluşan beklentiler için “Vize serbestesi Kosova’nın AB’nin sunmuş olduğu kriterleri tamamlamasına bağlıdır. Kosova siyasileri halka bu konuda samimi olmalıdır” diye konuştu.

 

Avusturya Dışişleri Bakanı Kneissl’in Kosova Ziyareti

Son zamanlarda farklı ülke temsilcileriyle gerçekleşen yoğun görüşmelere Avusturya Dışişleri Bakanı da eklendi. Sınır Anlaşmasının onaylanmasının ardından Kosova’yı ziyaret eden Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl mevkidaşı Behgjet Pacolli tarafından ağırlandı, aynı zamandan Cumhurbaşkanı Hashim Thaqi ve Başbakan Ramush Haradinaj ile görüşmeler gerçekleştirildi. Pacolli ile yapılan ortak basın açıklamasında Kneissl, “Sınır anlaşmasının onaylanması Kosova adına büyük bir adım. Vize muafiyetleri konusunda beklentilerin olduğunun farkındayım, ancak organize suçlar ve yolsuzluk konularında da önemli adımların atılması gerekiyor. Avusturya’nın Kosova’ya olan destekleri devam edecektir” ifadelerini kullandı. Bugüne kadar sunulan destekler için Avsuturya Hükümetine teşekkürlerini ileten Pacolli, “Bilindiği üzere Sınır Anlaşması yasası onaylandı, Kosova Avrupa Birliği’nin diğer şartlarını da yerine getirecektir. Kosova halkının diğer ülke vatandaşları gibi sebest dolaşabilmesi için desteklerinizi bekliyoruz. Kosova’yı tanımamış olan beş Avrupa Birliği ülkesinin Kosova’yı tanıması için desteklerinizi bekliyoruz” diye konuştu.

MİT’ten Balkan Operasyonu

Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Kosova İstihbarat Ajansı (AKI)’nın etkin işbirliği içerisinde bir operasyon gerçekleştirildi. Türkiye’de 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra aranan Fetulahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY)  6 üst düzey mensubu Kosova polisi tarafından yakalanıp MİT’e teslim edildi.

29 Mart 2018 tarihinde MİT ve AKI’nin ortak düzenledikleri operasyon ile Kosova’da FETÖ’nün okulları olarak bilinen Mehmet Akif Kolejinde görevli 5 kişi ve bir doktor, Kosova polisi tarafından sabahın erken saatlerinde yakalandı. Yakalanan kişilerin Türkiye’de FETÖ/PDY’den arandıkları belirtildi. FETÖ/PDY mensupları Cihan Özkan, Kahraman Demirez, Hasan Hüseyin Günakan, Mustafa Erdem, Osman Karakaya ve Yusuf Karabina adlı şahıslar, yakalandıktan sonra MİT tarafından özel bir uçakla Türkiye’ye götürüldü.

Mensuplar hakkında verilen bilgilere göre Balkan ülkelerindeki faaliyetlerinin yanı sıra Türkiye’deki örgüt elemanlarının Avrupa ülkeleri ile ABD’ye kaçırılmasını da organize ettikleri belirtildi.  Söz konusu kişilerin, Balkan ülkelerinde çeşitli yöntemlerle toplanan himmet paralarını yöneterek bunları örgüt elebaşlarının bulunduğu Pensilvanya’ya aktardıkları, örgütün gençlik yapılanmasında yer aldıkları ve Balkan ülkelerinde aktif şekilde çalışarak örgüte eleman sağlanmasında rol oynadıkları, doktor Osman Karakaya’nın ise  Türkiye’deki Ergenekon davası sürecinde aktif rol üstlendiği ve söz konusu dönemde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda FETÖ/PDY lehine gerçeği yansıtmayan raporlar düzenlediği, bu nedenle kendisine örgüt elebaşı Fetulah Gülen tarafından plaket verildiği belirtildi.

Operasyonun gerçekleşmesinin ardından Kosova’daki üst düzey kurum temsilcileri operasyondan haberdar olmadıklarını belirterek tepkilerini dile getirdiler.  Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj, Türk vatandaşlarının tutuklanıp sınır dışı edilmeleriyle ilgili hiçbir kurum tarafından bilgilendirilmediğini belirtti. Eylemin belirsizliği, gizliliği ve aciliyetle uygulanması nedeniyle anayasal ve yasal yetkileri doğrultusunda davranacağını ifade etti. Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi de yapılan eylemle ilgili açıklama yaptı. Kosova’nın etnik köken, inanç, siyasi ya da ideolojik inançlara bakmaksızın her bireyin bireysel haklarına saygı duyan en yüksek demokratik standartlara uygun olarak inşa edilmiş demokratik bir devlet olduğunu belirtti. Thaçi, Kosova’da ikamet iznine sahip olmadıkları gerekçesiyle altı vatandaşın bugün Türkiye’ye gönderildiğini olaydan sonra yetkili makamlar tarafından öğrendiğini ifade etti.

Açıklamaların ardından olayı açıklığa kavuşturmak adına Ramush Haradinaj Kosova Polisi ve AKI’den ve Kosova İçişleri Bakanı Flamur Sefaj’dan eylemle ilgili açıklayıcı rapor talep etti. Raporda Oturma izinlerinin neden iptal edildiği, yakalanmalarının neden gerçekleştiği, ve  neden acil ve gizlice sınır dışı edildikleri  sorularının cevaplanması istendi. Anayasal ve yasal sorumluluklarınıza uygun olarak, altı Türk vatandaşının Kosova’dan alıkonulması ve sınır dışı edilmesi durumunun tam ve doğru bir şekilde rapor edilmesini istendi.

29 Mart Perşembe gecesi geç saatlerde Ramush Haradinaj önce İçişleri Bakanı Flamur Sefaj ve Kosova Polisi Müdürü Shpend Maxhuni ile görüştü. Ardından Ramush Haradinaj Cumhurbaşkanı Thaçi ve Dışişleri Bakanı Behgjet Pacolli ile görüştü. Dışişleri Bakanı Pacolli yaptığı açıklamada AKI’nın hukuk ve yasa dışı bir hata yapmadığını belirtti. Kosova İstihbarat Teşkilatı’nın, cumhurbaşkanı veya başbakanına haber vermeksizin böyle bir eylemde bulunma hakkına sahip olduğunu ifade etti. Eylemle ilgili de bilgilerin iki günde açığa çıkağını belirtti.

Görüşmelerin ardından açıklama yapan Ramush Haradinaj, “Kosova’nın Türkiye ile her zaman iyi bir işbirliği içinde olmak istediğini ve aksini kimsenin söyleyemeyeceğini ifade etti. 29 Mart’ta gerçekleşen eylemi kendisinin öğleden sonra yakalanan kişilerin Türkiye’ye iadelerinden sonra medyadan öğrendiğini belirtti. Olaya bakacak olursak yasal bir ihlal yok fakat farklı ihlallerin olduğu görülmektedir” diye konuştu.  Haradinaj, “Kişilerin tehlikeli olup olmadıklarının tam olarak anlaşılmadığını ve önemli ihlal de Kosova yetkililerinin bu konu hakkında bilgilendirilmemesidir” dedi. Haradinaj, kendisinin bu konuyu Cumhurbaşkanı Thaçi ile görüştüğünü ve görüşme sonunda İçişleri Bakanı Flamur Sefaj ve AKI Müdürü Driton Gashi’nin görevlerinden uzaklaşmalarını talep ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ise Türkiye’ye gönderilen kişilerin Kosova için de tehlike arz ettiklerini ifade etti. İstifaları istenen İçişleri Bakanı Sefaj Haradinaj’dan detaylı bir açıklama beklediğini belirtirken AKI Müdürü Gashi’nin istifasını Cumhurbaşkanı Thaçi’nin imzalayıp imzalamayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Medyada yer alan haberlerin aksine AKR, İçişleri Bakanı Sefaj’ın ayrılmasını henüz kabul etmediğini açıkladı. AKI Müdürünün görevden alınması ise atanmasında olduğu gibi hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakanın onaylaması şartını gerektiriyor.

Erdoğan’dan Yanıt

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 29 Mart’ta MİT ve AKI’nin ortaklaşa düzenledikleri operasyon hakkında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, operasyonun ardından istifaları istenen İçişleri Bakanı ve AKI müdürü için üzgün olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Ey Kosova’nın Başbakanı kimin talimatıyla sen böyle bir adımı attın. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’ne darbe yapmaya gayret edenleri korumaya başladın? Sen ki o Kosova’yı dünyada ikinci sırada, saat farkı bile yok. Amerika bir, ikinci sırada biz tanıdık o Kosova’yı. Senin bundan haberin yok mu? Kosova’yı bir kardeş olarak bağrına basan Türkiye’ye darbe girişiminde bulunan bu adamları sen koynunda nasıl beslersin? Bunun hesabını sen de vereceksin ve benim Kosovalı kardeşlerim senin gibi başbakana da prim vermez. Benim Kosovalı kardeşlerim, tanıdığım bildiğim Kosovalılar sana bunun hesabını soracaktır, ben bunu da biliyorum. Öyle uzaktan kumandayla siyaset yapılmaz. Uzaktan kumandayla siyaset yapanlar, aynen yine uzaktan kumandayla o siyasette de evet, miadını doldururlar” diye konuştu.

Bu açıklamaların ardından çeşitli sivil toplum kuruluşları olayı manüpüle etmek için Türkiye’nin Priştine Büyükelçiliğini hedef alan açıklamalarda bulunarak, yakalanan bazı kişilerin elçilik binasında ve havalimanında tutulduğunu iddia etti. Kosova Polisi ise FETÖ şüphelisi 6 kişinin Türkiye’ye gönderildiğini doğruladı. Konuyla ilgili kamera görüntüleri de medyada yer aldı. Bu gelişmelerin ardından Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Büyükelçiliği hakkında yapılacak açıklamalarda dikkatli olunması konusunda uyarıda bulundu. Hem Türk Dışişleri Bakanlığı hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının ardından, Başbakan Ramush Haradinaj dahil üst düzey yetkililerden bir açıklama yapılmadı.

 

Erdoğan, Vuçiç ve Thaçi ile Konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ile telefon görüşmesi yaptı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından verilen bilgiye göre görüşmelerde, 26 Mart Pazartesi günü Sırbistan Hükümeti Kosova Ofis Müdürü Marko Djuriç’in sınır dışı edilmesi ile yaşanan gerilim üzerinde durulduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sırbistan ve Kosova’ya, yaşanan hadisenin Belgrad-Priştine diyaloğuna zarar vermemesi için azami özen gösterilmesi telkininde bulunduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgenin barış ve huzuru için Sırbistan ve Kosova arasında yürütülen diyaloğun son derece önem taşıdığını, Türkiye’nin bu hususta her türlü katkı sunmaya hazır olduğunu vurguladığı kaydedildi.

 

Toplum

Ücretli Otoyol

 Arnavutluk otoyolunun ücretlendirilmesi projesi denemeleri 25 Mart 2018 tarihinde başladı.

Arnavutluk, Kosova ve Arnavutluğu bağlayan otoyolun ücretlendirilmesi projesini başlattı. Uygulamaya göre tek yol motor – 2.5 euro, otomobil – 5 euro, otobüs ve kamyonet 11.2 euro, orta kamyon – 16.2 euro, ağır kamyonlar – 22.5 euro olarak ücretlendirilecek. Bu ücretlendirmenin ardından Kosova Hükümetinden Dışişleri Bakan Yardımcısı Anton Ahmetaj bu uygulamanın Arnavut milletinin bütünlüğüne aykırı olduğunu belirterek doğru bir karar olmadığını ileri sürdü.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’ya yapılan şikayetler sonucunda bir açıklamada bulundu. Rama, ücretin bir yönün 5 euro, bölgede bu uygulamanın ücretli olduğunu ve bu ücretlerin yol bakımına gittiğini ifade etti.

31 Mart tarihinde ücretlendirilen Arnavutluk otoyolunu protesto etmek için çevrede yaşayan vatandaşların yanı sıra Kukes yerel yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı. Arnavutluğun kuzeydoğusunda bulunan Kukes yakınlarında otoyol üzerindeki Kalimash tüneli önünde toplanan göstericiler, araçlara uygulanacak otoyol gişe ücretlerini protesto etti.

Uzun süre trafiği engelleyen protestocular, otoyoldan geçecek araçlardan ücret alınmasına yönelik kararın iptalini istedi. Sakin başlayan protestoda tansiyon hızla yükseldi. Protestocular polise taşlı saldırıda bulundu, ücretlendirilmenin yapılacağı gişeleri kırıp ateşe verdi. Protestocular ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede 13 polis yaralandı.

Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, Başbakan Edi Rama ve İçişleri Bakanı Fatmir Xhafaj, yaşanan olaylara ilişkin tepkilerini gösterdi.

Meta, şiddetten kaçınılması ve durumun normalleşmesi için diyalog ve anlayış çağrısında bulunurken, Rama şiddet olaylarına neden olanların hak ettikleri cevabı alacaklarını söyledi.

İçişleri Bakanı Xhafaj ise düzenlediği basın toplantısında, 13 polisin yanı sıra bazı vatandaşların da yaralandığını aktardı.

 

Prizren’de Bozuk Et Skandalı

Prizren Belediyesi tarafından görevlendirilen müfettişler tarafından yapılan denetimde Prizren’de bulunan büyük bir alışveriş merkezinde kullanım tarihi geçmiş ve Hollanda’dan ithal edilmiş 720 kilo et bulundu. Prizren Belediye Başkanı Mytaher Haskuka’nın konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Halkın sağlığı bizim önceliğimizdir. Bozulmuş gıda satan hangi şirket olursa olsun bu tür olaya göz yumulması sözkonusu değildir. Konu Savcılığa taşınmıştır” ifadelerini kullandı. Müfettişler tarafından denetlenen etlerin rengi ve kokusunda  bozukluk olduğunu bildirilirken, söz konusu şirket temsilcileri tarafından denetlemenin satışta olan etlerin son kullanma tarihinin geçmesine bir gün kala yapıldığını ve sağlıklı olduğu açıklaması yapıldı.

 

Kosova Ekonomik Odası Bursa’da

Bursa Mühendis ve Mimar İşadamları Derneği- BUMİAD’ın organizasyonu ile 23-25 Mart 2018 tarihlerinde Kosova Ekonomi Odası – OEK 25 işletme temsilcisi ile Bura’ya resmi bir ziyarette bulundu.

Ziyarete Kosova Dışişleri Bakan Yardımcısı Rejhan Vuniqa, Kosova Dışişleri Bakanlığı Ekonomi Diplomasisi Departmanı Müdürü Güner Ureya ve Kosova’nın Türkiye Büyükelçisi Avni Spahiu katıldı. Bursa Organize Sanayi Sitesini gezen Kosovalı heyet sanayi sitesinde bulunan 320 sanayi işletmesini ve başarılarını görme imkanı buldu. OEK heyeti ayrıca Bursa Sanayi ve Ticaret odasına resmi bir ziyarette bulundu. İki oda arasında Kosovalı öğrenci ve gençlerin eğitim ve meslek edinme konuları hakkında yapılabilecek karşılıklı işbiriliği konuları görüşüldü.

Bu ziyaret sırasında OEK,  BUMİAD ile kurumların yararına ve geniş üyeliğe yönelik geniş bir işbirliği alanı öngören  bir işbirliği anlaşması imzaladı.

 

Ve diğer, beynelmilel

Varna’da AB- Türkiye Zirvesi

Avrupa Birliği’nin dönem başkanlığını yürüten Bulgaristan’ın Varna kenti, Türkiye- AB zirvesine ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ile çalışma yemeğinde Euxinograd Sarayı’nda bir araya geldi.

Türkiye-Avrupa Birliği Zirvesi vesilesiyle Varna’da bulunan Erdoğan, Borisov ile zirve öncesinde çok verimli bir ikili görüşme gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Tusk ve Juncker ile daha çok çalışmaları gerektiğini ve birtakım tıkanıklıkların nasıl aşılabileceğini de konuşma imkanı bulduklarını aktaran Erdoğan, “Sene 1963 ve sene 2018, gerçekten Türkiye’nin hala Avrupa Birliği’ne aday ülke olmanın ötesinde gelebildiği bir nokta olmaığını belirtti. Bu müspet adımı bir an önce atalım, bunun üzerinde durduk. Avrupa Birliği ile önceki görüşmelerimizde ortak meselelerimizin çözümüne yönelik atılacak adımları tespit etmiş ve karşılıklı taahhütlerde bulunmuştuk” ifadelerini kullandı.

Tusk ve Jucker Türkiye’nin göçmenler konusundaki çabaları için takdir ettiklerini ifade ettiler. Aslında ortak çıkarlara ve ortak zorluklara sahibiz ve bunlara birlikte cevap bulmalıyız. Güvenlik konularıyla ilgili olarak jeostratejik çıkarlara sahibiz. Müzakerelerin devam edeceğinin garantörüyüm. 15 Temmuz darbe girişimi kabul edilemezdir. Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan’la ilişkilerinin düzeltmesi gerektiğini ifade ettiler.

Non – editorial page

Çok şahsi bir mesele

Esin Muzbeg

Aslında değil. Yıllarca şahsi olabileceğini düşünmüştüm. Ve unutmuştum. Ama değil. Siz Mehmet Partigöç’ü tanır mısın? Ben komutan olarak tanımıştım. Yaşananlar şahsi bir mesele olabileceği için unutmuştum.  15 Temmuz Türkiye’yi ele geçirme girişimi yeniden hatırlattı. Şahsi bir mesele olmadığını o zaman anladım. Aradan yaklaşık 10 yıl geçmişti. Geçmişte yazdıklarımı karıştırdım. Yazıp yayınlayamadıklarımı.

Ben Yeni Dönem Kosova Türk Medyasının Genel Yayın Yönetmeni iken, O, Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanı idi.  Bir ejderha misali ateş püskürmek üzere, 10 Şubat 2007 tarihinde beni Tabura davet etmişti.  Konu Orhan Lopar’ın bir yazısı; hedef Yeni Dönem Kosova Türk medyası idi. Ona göre Orhan, bizim ona buna saldırması için tuttuğumuz bir adamdı. Artık o yazı yazmayacak, biz ise Yeni Dönem yayın politikasına çeki düzen verecektik. Aksi takdirde karşı taraflarda olduğumuzun bilinmesini istiyordu.

Oysa yayın politikasını kendi ekibimizle birlikte çizen bendim; Orhan’ı yazı yazmaya davet eden de bendim. Yayın politikamızda bir değişiklik olmadı ama yazı yazmanın da tadı kalmadı. O gün yazı yazmayı bıraktım, yayın yönetmenliğinden çekildim ve ufak ufak kitaplarımı toplamaya başladım. Mehmet Partigöç ile aynı tarafta olmadığımızdan dolayı çok mutluyum. Onun o zaman Türk Silahlı Kuvvetlerinden gasp ettiği gücü, beni hayallerimden etmeye yetti; ama mazlumların ahı da onu mahkûm etti. Bugün 15 Temmuz darbe girişiminin baş aktörlerinden biri olarak yargılanıyor.

Nerden geldik buraya? Yeni Dönem medyasından… Büyük hayallerle giriştiğimiz bu iş, 2007 yılına gelindiğinde yaklaşık 50 kişiyi istihdam ediyordu. Bünyesinde haftalık bir gazete, 24 saat yayın yapan bir radyo ve bir televizyon kanalı vardı. Radyo ve Televizyon kanalında çoğunluğu Türkçe olmak üzere, Arnavutça, Boşnakça ve Rom dilinde de yayınlar yapılıyordu. Bu medya kuruluşu, iyisiyle kötüsüyle Kosova Türk toplumunun medyası idi.  Türk toplumunda ne tartışılıyorsa bu mecrada veya bu mecra üzerinden tartışılıyordu. Yavaş yavaş değil, birden bire projeler ve destekler kesildi. Bir yıl içinde önce bankalara, sonra tefecilere borçlandı. Borcuna karşılık, Kosova Türk toplumuna emanet edilen bu medya kuruluşu gasp edildi. Adını Balkan TV olarak değiştirdiler. Türkiye’den bir adam geldi, Kosova’dan bir kadın buldu. Yaklaşık 10 yıl soytarılık yaptı. Ama Kosova Türk toplumu bunu sahiplenmedi. Onun yanında durmadı. Sağduyulu davrananlar nerede duracağını bilir.

Bugün bir ilan vermişler “Uydudan TV yayını için full hazır kanalımızı ve şirketini satıyoruz veya kiraya veriyoruz.” Kimin malını kime satıyorsunuz? Gasp edilmiş bir maldan hayır gelmez. Eğer soytarılık yapmayı bıraktıysanız, onu sahibine iade edin. Bunun gerçek sahibi Kosova Türk toplumudur. Şirket sahibi ise Mehmet Bütüç idi. Gözlerinin feri sönen bu adam bugün “Ah ediyor.”

Şahsi meseleleri bir kenara bırakalım! Nerden geldik buraya? Görünenden fazlasına bakmak gerekiyor.  Fehmi Koru, “Amerikan Gizli Belgelerinde Türkiye’de İslamcı Akımlar” adlı kitaba, daha doğrusu kitaplaştırılan bu Amerikan gizli belgelerine bir takdim yazısı yazmış ve 1990 yılında yayınlamıştı. Amerikan gizli belgelerine göre, “Fundamentalist bir tarikat (Nurcu), Türk Silahlı Kuvvetlerine eleman yetiştiren askeri okullara çok sayıda taraftarını sızdırmayı başarmış durumda” (sayfa 15).  FETÖ’cülerin o zaman geniş Nurcu tarikatın içinde Fetulahçı bir kol olarak faaliyet gösterdikleri ve giderek ayrıştıkları biliniyordu. Türkiye’nin o dönemki iktidarları, irtica deyip 1980’lerden itibaren bu tip İslamcıların bürokrasiye yani devlete sızmaya çabaladığını söylüyor ve önlemler almaya çalışıyordu. Amerikan gizli belgeleri, iki büyük tarikattan Süleymancıları ve Nurcuları (bugünkü FETÖ’cüleri) şöyle görüyor: “Süleymancılar devlet kontrolündeki din müesseselerine paralel kurumlar oluşturmak isterken, Nurcular bunlara sızma politikası takip eder. Bu konuda oldukça başarılı oldukları bildiriliyor” (sayfa 76).  Raporda tarikatların özelliklerine yer verilirken “Nakşibendilere ve Süleymancılara oranla Nurcular daha ilerici ve reformcu görünürler” (sayfa 75). Rapor bir tavsiye ile bitiyor ve son cümlesi şöyle: “Türkiye’deki İslam’ın rolü konusunda Amerikalı politikacılar uzmanlık seviyesinde bilgi edinmelidir. Ek olarak İslamcı hareketin ılımlı üyeleriyle gayrı resmi ve ihtiyatlı temaslarda bulunmak faydalı olabilir” (sayfa 94).

Sonuç ne? Bugünlerde altı FETÖ üyesinin Türkiye’ye gönderilmesi hususunda çok değişik yaygaralar koparılıyor ya. Demem o ki, hiç kimse ne öğretmen veya eğitimci ne de doktor olduğu için bir suçla itham ediliyor. Görünenden fazlasına bakmak gerekiyor. Komutan kisvesi altında bir terörist çıkabildiği gibi, hukuk insanı altında, hak yiyici; öğretmen kisvesi altında manipülatör; din adamı kisvesi altında münafık çıkabiliyor.

 

Non-editorial page, herhangi bir otorite tarafından denetlenmemiş ama insanın kişisel haklarına, şeref ve haysiyetine herhangi bir saldırıda bulunmamasını ilke edinmiş, eleştiri maksatlı, Paradigma’nın hem genel tutum ve görüşlerinin hem de söyleminden  bağımsız olarak ifade edilen ve her çeşit kaynağa açık olan bazen nükteli bir şiir, bazen hiçbir şey, bazen bir imla işareti, bazen bir karikatür, vinyet, karakalem karalaması ya da eleştirel bir yazı olarak vuku bulan sayfadır. Keyifli okumalar dileriz.

 

Künye: Haftaya Bakış Bülteni, Paradigma’nın haftalık haber bültenidir.

Editörler: Esin Muzbeg, Bengi Muzbeg

Koordinatör: Esra Baykuş

Katkı sağlayanlar: Sezer Hoti, Furkan Fuşa

 

Bu haber bülteni Paradigma Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmaktadır.
Kaynak gösterilerek çoğaltılabilir, dağıtılabilir ve alıntı yapılabilir.
www.paradigmarc.org

LEAVE A REPLY