Haftaya Bakış – Haber Bülteni

0
193

HABER BÜLTENİ

16.04.2018

Manşet

KDTP’de Bir Garip Olay

Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) milletvekilleri, Mecliste yaptıkları çalışmaları aktarmak ve fikir teatisinde bulunmak üzere KDTP merkez ofisinde toplanmak istedi. KDTP Merkez Ofisi belirlenen saate kapalı idi. Sadece halka ve/veya üyelere değil, milletvekillerine de kapalı idi. KDTP milletvekili Fikrim Damka, hem sosyal medya hesabından hem de 13 Nisan Cuma akşamı KDTP önünde toplanan kalabalığa, bu işin sorumlusunun KDTP Genel Başkanı Mahir Yağcılar olduğunu dile getirdi. Parti yönetiminden ise şu ana kadar basına yansıyan bir açıklama gelmedi.

Fikrim Damka’dan Tepki

Kosova Demokratik Türk Partisi Milletvekili (KDTP) Fikrim Damka sosyal medya aracılığı ile 13 Nisan tarihinde Kosova’da yaşanan son gelişmeleri görüşmek üzere halkı parti ofisine davet etti. Davet üzerine toplanan kişiler parti ofisinin kapalı olması nedeniyle toplantıyı parti ofisinde gerçekleştiremedi. Damka konu ile ilgili ‘’Değerli halkımız, bu akşam siz değerli parti üyelerimizle KDTP merkez ofisinde, gündemdeki son gelişmeleri değerlendirmek üzere yapmayı planladığımız toplantı, ne yazık ki KDTP Genel Başkanı Mahir Yağcılar’ın parti ofisini kapattırması nedeniyle yapılamamıştır. Her akşam açık olan parti ofisi, ilgili toplantının düzenlenmemesi için kapatılmış ve sadece parti temsilcilerinin değil, parti üyeleri ve dolayısıyla halkımızın parti ofisine girmesi engellenmiştir. Bu vesile ile göstermiş olduğunuz ilgi ve yoğun katılımla toplantıyı karşılıklı sohbet halinde bir dış mekanda gerçekleştirmiş olduk. Gelecek toplantının aynı vesile ile yoğun katılım ile muhakkak parti ofisinde yapılacağını sizlere bildirmek isteriz’’ açıklamasını yaptı.

Siyaset

Sırp Belediyeler Birliğinin Kurulma Hazırlıkları Başlıyor

Sırp Belediyeler Birliği kurulma çalışmaları hız kazanıyor. Kosova, söz konusu Birliğin Kosova yasalarına uygun bir biçimde olacağını ifade ederken, Sırbistan, Brüksel Anlaşmasını esas almaya çalışıyor.

11 Nisan tarihinde gerçekleştirilen hükümet toplantısının gündemi kurulacak olan Sırp Belediyeler Birliği oldu. Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj kabinesini bu konu hakkında bilgilendirerek taslak tüzüğün hazırlanması için ekibin aktif hale geldiğini bildirdi. Haradinaj, taslağın anayasaya uygun olarak yapılması gerektiğini ve son sözü Anayasa Mahkemesinin vereceğini belirtti.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ise, Brüksel Anlaşmasında, Sırp Belediyeler Birliği’nin Kosova yasalarına göre kurulacağına dair bir ibarenin bulunmadığını ifade ederek, Avrupa Komisyonu Sözcüsü Maja Kocajincic’in açıklamalarını hayretle izlediğini kaydetti.  Vuçiç’e göre Kosova’daki Sırp Belediyeler Birliği, Brüksel Anlaşmasına istinaden kurulacak. Kosova’daki Sırp Listesi ise, 19 Nisan tarihine kadar, söz konusu Birliğin tüzük çalışmalarının başlaması konusunda ültimatom verdiklerini aksi halde kendi kendine bu Birliği kuracaklarını ifade ettiler. Sırp kaynakları, Sırp Belediyeler Birliğinin tüzük çalışmalarının Kosova hükümetin tarafından AGİT desteği ile yapılacağını iddia etti.

Sırbistan’la müzakerelerde Kosova hükümeti adına teknik ekibi yöneten Avni Arifi ise, Brüksel Yönetiminin de teyit ettiği üzere, Kosova’daki Sırp Belediyeler Birliği’nin Kosova Anayasasına uygun bir biçimde ve Anayasa Mahkemesinin onayı ile kurulacağını ifade etti.

Anayasa’nın 10. Yılı

Kosova Anayasasının kabulünün 10. Yıldönümü kutlandı. Çeşitli törenlerin yanı sıra, Anayasa hazırlıklarına katkı sağlayanlara devlet nişanı verildi.

Kosova Anayasası’nın kabulünün  10. yılında Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi , “Kosova Cumhuriyeti Anayasası bugün ilk on yılını tamamladı. Devletin yaratılması ve güçlendirilmesi için bir rehber olarak, yüzyıllar boyunca özgürlük, eşitlik ve adalet çabalarını en iyi şekilde yansıtır ve kalıcı bir barış içinde ortak bir gelecek inşa etme kararlılığını kanıtlar. Devleti güçlendirmek, her yurttaşın haklarına ve özgürlüklerine saygı göstermek                                                          ve yasalardan önce eşitliklerini garanti altına almak için asla çalışmayı bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. 10. Yıl vesilesiyle Thaçi, anayasanın hazırlanması sürecinde katkı sunanlara Kosova Cumhurbaşkanlığı Nişanı verdi.  Anayasa hazırlaması aşamasında katkı sunanlar arasında yer alan Kosova Kamu Yönetimi Bakanı ve Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı Mahir Yağcılar da bu Nişanı alanlar arasında yer aldı.

 

Başbakan,  Belediye Başkanlarıyla Buluştu

Hükümet ve Belediyeler arasında değerlendirme toplantısı düzenlendi. İlk defa düzenlenen toplantıda Başbakan Ramush Haradinaj ve Kosova’nın tüm Belediye Başkanları katıldı. Yolsuzlukla mücadele ve bütçe konularında Hükümet ve Belediyelerin birlikte çalışmaları gerektiğini söyleyen Haradinaj, gerçekleşen toplantıyı Hükümet Belediyeler arasında istişare, işbirliği ve koordinasyon için kalıcı bir platform oluşturma yolunda ilk adım olarak tanımladı. Haradinaj yaptığı açıklamada, “Belediye Başkanları kendilerinden beklentileri olan halkla birebir temastalar, dolayısıyla büyük beklentilerle karşılaşan Başkanların, var olan sınırlı olanaklarla bu istekleri gerçekleştirebilmeleri çok zor. Uygulama açısından var olan fırsatlar uygulanmalı ve değerlendirilmelidir. Bugünkü buluşma, işbirliğimiz ve halkın çıkarları adına önemli bir adım.” ifadelerini kullandı. Toplantıda bugüne kadar ulaşılan noktayı, sorunları ve belediye olarak uygulanmasını öngördükleri planlar konuşuldu.

 

Kosova İstihbarat  Ajansı Başkanı İstifa Etti

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Kosova İsithbarat Ajansı (AKİ) tarafından düzenlenen operasyonla altı üst düzey Fetö mensuplarının Türkiye’ye iadesinin ardından Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj Kosova İçişleri Bakanı Flamur Sefaj ve AKİ Müdürü Driton Gash’nin istifasını talep etti. Talebin adından Sefaj istifasını sunarken Gashi’nin istifasının vermeme sebebi Cumhurbaşkanı Hashim Thaqi tarafından yapılan açıklamada söz konusu soruşturma sonuçlanmadan istifanın olmayacağı yönündeydi. Ancak on gün gecikmeli olarak AKİ Başkanı Driton Gashi de istifasını sundu. Hükümet tarafından Gashi’nin istifası bildirilirken, Cumhurbaşkan’nın istifayı kabul edip etmeyeceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadı. Başbakan Haradinaj’ın yaptığı açıklamada AKİ’nin mevzuatı gereği AKİ Müdürü’nün atanması Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından yapıldığından AKİ Başkanlığı için Cumhurbaşkanından yeni ve genç isim önerilerini beklediğini bildirdi.

Diğer taraftan boşalan içişleri bakanlığına 13 Nisan tarihinde Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj Bejtush Gashi’yi atadı. Haradinaj,’’Ülkenin yönetimini yeni bir kaliteye ve bu alandaki ülke için büyük bir öneme sahip büyük bir deneyime taşıyor’’dedi.

 

Soruşturma Komisyonu

29 Mart’ta Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Kosova İstihbarat Ajansı (AKI)’nın etkin işbirliği içerisinde bir operasyon gerçekleştirildi. Fetulahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY)  6 üst düzey mensubu Kosova polisi tarafından yakalanıp MİT’e teslim edildi. Ardından hükümetin bu operasyondan haberdar olmadığını açıklaması ile meclis konu hakkında bir oturum düzenledi. Oturumun sonunda FETÖ üst düzey 6 kişinin Türkiye’ye iade edilmesi konusunu detaylıca araştırmak için soruşturma komisyonu kuruldu.

Kurulan soruşturma komisyonuna partilerin 3 gün içinde isim belirlemeleri gerektiği ifade edildi. Fakat bazı partilerin halen isim vermedikleri belirtildi. Komisyona  Kosova Demokratik Partisi (PDK) Blerta Deliu ve  Nezir Çoçaj, Kosova Demokratik Birliği (LDK) Driton Selmanaj ve  Anton Çuni, Kosova’nın Geleceği İçin İttifak (AAK) Muharrem Nitaj milletvekillerinin isimlerini verdiler. +6 parlamento azınlık grubu komisyona isim vermedi. +6 grup şefi Albert Kinolli ismin 16 Nisan’da verileceğini belirtti. İsim vermeyen partilerin de o tarihe kadar isim vermeleri ile konu görüşülmeye başlayacaktır.

 

Toplum

PISA Testi

Kosova’da 11 Nisan’da PISA 2018 testleri başlayacak.

Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırmadır. PISA’nın temel amacı, öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma becerisini ölçmektir. Ayrıca gençleri daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.  Kosova’da ikincisi yapılacak olan PISA testi  11 Nisan – 5 Mayıs arasında 211 okuldan toplam 5.370 öğrencinin katılımıyla gerçekleşecek.

Son dönemlerde Kosova Eğitim Sendikaları Birliği 90’lı yıllarda Arnavutça eğitimde çalışan eğitimcilerin statüsünü tanımlayan yasasının hükümet tarafından görüşülmemesi nedeniyle 13 Nisan’da greve gidileceği belirtilmişti. Fakat 11 Nisan’da yapılan hükümet toplantısında 90’lı yıllara ait çalışan Arnavut eğitim işçilerinin statüsüyle ilgili kanun tasarısını Meclis’e sevk etme kararı çıktı.  Bunun ardından sendika grevin olmayacağını belirtti. Bu açıklama ile PISA testinin aksamayacağı ve başarıyla tamamlanacağı belirtildi. PISA testi yapılan ülkelerde resmi dillere çevrilip yapılmaktadır. Kosova’da resmi diller arasında Türkçe olmadığı için Türkçe eğitim gören öğrenciler bu teste tabi tutulmadı.

 

Prizren Belediyesi’nin Amasya Ziyareti

Prizren Belediye Başkanı Mytaher Haskuka ve beraberindeki heyet Türkiye’nin Amasya Belediyesi Başkanı  Cafer Özdemir daveti üzerine Amasya’ya gitti. Ziyarete Arnavutluk Berat şehri Belediye Başkanı Petrit Sinaj ve heyetide katıldı. Yapılan görüşmelerde belediyeler arasında birçok alanda işbirliğinin ve ilişkilerin geliştirilmesi konuları yer aldı.

Prizren Belediyesi Başkanı Mytaher Haskuka, öncelikle kültürel mirasın korunması konusunda belediyeler arasında işbirliğinin yapılması, turizmin gelişmesi, kültür ve sanat alanlarında ortak faaliyetlerin yapılması, belediyecilik alanında özellikle Amasya Belediyesinin yaptığı çalışmaların incelenmesi ve tecrübe paylaşımının sağlanması gibi ortak çalışmaların yapılması gerektiğini vurguladı.

Tarihi, kültürü, mimari yapısı ve karakteristik özelliği birbirine çok benzeyen, “üç kardeş ülkenin, üç kardeş belediyesi”, yapılan görüşmeler sonucunda tespit edilen amaçlar doğrultusunda icra komisyonu kurulması kararı aldı.

 

Sağlık Sisteminde Küçük Yenilikler

Kosova Sağlık Bakanı Uran Ismaili tarafına geçen hafta tanıtımı yapılan online sistem uygulanmaya başladı. Yurt dışında tedavi olanağının bilgisayar başından kontrol eden sistem, yurtdışında tedavi ihtiyacı duyan kişilerin hem maddi hem de zaman kazancı açısından yararına olacağı düşünülüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Bakan İsmaili, “Bundan sonra vatandaşların her gün bakanlığa gelip yurtdışında tedavi süreçlerini kontrol etmelerine gerek yok. Bilgisayar başından yeni kurduğumuz bir sistemle bu kontrolü yapabilirler. Yurt dışında tedavi için başvurmuş kişiler herhangi bir ayrım yapılmadan başvuru evraklarının kabulünden tedaviye gönderildiği ana kadar sistemden kontrol edebilirler. Böylelikle olası bir düzensizlik ortadan kalkmış olacak. Yapılması gereken tek şey kimlik numarasının sisteme girilmesi” açıklamalarında bulundu.

Hafta başında, 30 yıllık eski sağlık makinelerinin kullanım dışı olması gerekirken hala tedavi amaçlı kullanılması yönünde çıkan haberler sağlık sisteminde ihtiyaçların sadece küçük yeniliklerle tamamlanmayacağını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütlerinin raporlarına göre 7 yıl süresi dolan sağlık makinelerinin kullanım dışına çıkartılması gerekiyor. Bakan İsmaili sağlık sistemin iyileştirilmesi adına yeni sağlık teçhizatlarının alındığını söyledi.

 

Ve diğer, beynelmilel

Türkiye’ye İade Edilen FETÖ’cüler Tutuklandı

29 Mart 2018 tarihinde Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Kosova İsithbarat Ajansı (AKİ) tarafından düzenlenen operasyonla altı üst düzey Fetö mensubunun  Türkiye’ye iadesinin ardından yargılanan altı kişi “terör örgütü yöneticiliği” ve “uluslararası casusluk” suçundan tutuklandı. Sorgulama İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yapıldı. Bunun yanı sıra altı kişinin iadesi Kosova Meclisi tarafından görüşüldü ve insan haklarının ve uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiğine yönelik iddialar gündeme geldi. Konuyla ilgili bir Meclis soruşturma komisyonunun kurulma kararı alındı.

 

Rusya ve ABD Arasında Suriye Gerilimi

Suriye devlet başkanı Beşşar Esad’a karşı başlayan barışçıl protestolar 7 yıl kadar önce birdenbire iç savaşa dönüştü. İç savaş sebebiyle 500 binden fazla insan hayatını kaybetti ve ülke tahrip oldu. Küresel güçler, Suriye’de cirit atmaya başladı.

Beşşar Esed rejimi, abluka altındaki başkent Şam’a yakın  Doğu Guta bölgesinde muhaliflerin kontrolündeki son nokta olan Duma ilçesine zehirli gaz içerikli kimyasal silah saldırısı düzenledi.

Doğu Guta’daki kimyasal saldırının ardından Suriye’yle ilgili büyük bir karar vereceğini açıklayan ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya üzerinden 11 Nisan’da “Rusya’nın Suriye’ye atılacak her füzeyi vurma tehdidinde bulunduğunu hatırlattı, “Rusya hazırlıklı ol, çünkü o füzeler gelecek. Güzel, yeni ve akıllı füzeler” mesajını attı. Trump’ın mesajları Moskova-Washington hattındaki tansiyonu daha da yükseltti.

Mesajlarında “Rusya ile ilişkilerimiz soğuk savaş dönemi dahil hiç olmadığı kadar kötü durumda” diyen Trump, “Tüm uluslar birlikte çalışarak silahlanma yarışını sona erdirmeliyiz” ifadelerini de kullandı.

Trump’ın açıklamaları, “Suriye’ye operasyon yolda” yorumlarına yol açsa da Pentagon yorum yapmaktan kaçınıyor. Pentagon Sözcüsü; “Trump’ın tweet’lerini bize değil Beyaz Saray’a sorun” açıklaması yaptı.

Trump’ın açıklamalarına Rusya’dan yanıt gecikmedi. Kremlin, “Twitter diplomasisinin bir parçası olmayız. ciddi bir yaklaşım taraftarıyız” açıklaması yaparken; Kremlin Sarayı’nda yabancı ülkelerin diplomatlarını kabul eden Putin sağduyu çağrısı yaptı.

Putin, “Dünyadaki durum endişe verici. Umarız ortak sağduyu hakim olur” dedi. Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova doğrudan Trump’a yanıt verdi. Zaharova, “Silahlanma yarışını sona erdirmek harika bir fikir. Neden ABD’nin kimyasal silahları ile başlamıyoruz” sorusunu sordu; “Akıllı füzeler meşru hükümetleri değil, teröristleri hedef almalı” dedi.

Yaşanan gerilimle ilgili Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 12 Nisan’da Suriye konusunda, “Suriye’deki gelişmeler, ülkemiz ve bölgemiz ile birlikte tüm dünya çapında bir güvenlik krizine yol açmıştır. Askeri güçlerine güvenen kimi ülkelerin Suriye’yi adeta bir bilek güreşi sahasına çevirmelerinden fevkalade rahatsızlık duyuyoruz. Suriye’deki rejim 1 milyona yakın insanın ölümüne yol açması sebebiyle bizim gözümüzde zaten kapkara bir sicile sahiptir. Gerek sayın Putin’le gerek sayın Trump’la görüşmeler ağırlıklı olarak Suriye içerikliydi ve son gelişmeleri ele aldık. Suriye’de bir an önce barışın temini noktasında neler yapılabilir bunları görüşme fırsatı oldu, bunları ele alırken ısrarla üzerinde durduğumuz konu bölgedeki suların ısınmasının doğru olmayacağı, barışın tesisi ile birlikte bölgedeki trajedinin sona ermesi noktasında talepler oldu.

Hele hele Doğu Guta’daki gelişmeler ardından Duma’daki gelimeler bunlar can yakıcı bunlar bir felaket tablolarıydı. Bunların bende video çekimleri vardı bunları da özlelikle sayın Putin’in gönderdiği özel temsilcisine de verdim. Kimyasal silah noktasında çok sert tutumumuz var. Son gelişmelerle havanın yumuşaması gibi bir durum söz konusu.”dedi.

Fakat ABD, İngiltere ve Fransa’nın Doğu Guta’da sivillere yönelik kimyasal silah kullanan Esad rejimi güçlerini hedef aldığı saldırıda Suriye’nin başkent Şam ile Hama, Humus, Dera ve Süveyda kentlerindeki askeri noktalar13 Nisan gecesi  bombalandı. ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’deki kimyasal saldırıya ilişkin ‘operasyon emri’ verdiğini söyleyerek, ABD ile Fransa ve İngiltere’nin, Suriye rejimi hedeflerini vurmaya başladığını duyurdu. Uluslararası ajanslardan gelen son dakika haberlerine göre; saldırıda başkent Şam’daki askeri noktalar hedef alındı.

ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye saldırısının ardından açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıyı en sert biçimde kınadıklarını vurguladı.

Saldırıyı terörle mücadele ön safta yer alan egemen bir devlete yönelik saldırganlık eylemi olarak niteleyen Putin, saldırının tüm uluslararası ilişkiler sistemi üzerinde yıkıcı etki yaratacağının altını çizdi.

Putin, “Rus ordusunun meşru hükümete terörle mücadelede destek verdiği Suriye’ye düzenlenen saldırıyı en sert biçimde kınıyoruz. ABD, eylemleriyle Suriye’deki insani felaketi daha da derinleştiriyor, sivil halka acılar yaşatıyor ve Suriye ile bölgede yeni bir sığınmacı dalgasını teşvik ediyor” ifadelerini kullandı.

Saldırıya ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD İngiltere ve Fransa’nın, Suriye’de rejimin kimyasal silah tesislerine yönelik hava saldırısı düzenlemesi üzerine uluslararası hukuka uygun hareket edilmesi, itidal gösterilmesi ve gerginliği artıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısında bulundu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg yaptığı yazılı açıklamada, ABD ile İngiltere ve Fransa’nın Beşşar Esed’in kimyasal silah kapasitesiyle ilgili yerlere yönelik saldırısını desteklediğini belirterek, “Bu saldırı rejimin Suriye halkına tekrar kimyasal saldırı düzenleme gücünü zayıflatacaktır.” ifadesini kullandı.

Müttefiklerin daha önce de rejimin Suriye’de kimyasal silah kullanmasını kınadığını hatırlatan Stoltenberg, bu tür saldırıların uluslararası kuralların ve anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu kaydetti.

Analiz

Kosova’nın Çektiği DYY ve Bunların Ekonomik Görünümü

Sezer Hoti

Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY), bir firmanın başka bir ülkede yeni bir firma kurması, mevcut firmayı satın alması, onunla birleşmesi, o ülkedeki mevcut bir firmanın sermayesini artırarak ortaklık kurması yoluyla yapılan ve beraberinde teknoloji, girişimcilik, yönetim ve organizasyon becerisi getiren uzun dönemli yatırımdır.

OECD’nin kriterine göre ise, bir yabancı yatırımcı bir başka ülkedeki firmanın en az yüzde 10 veya daha fazla hissesine sahip olursa bu tip yatırımlar doğrudan yabancı yatırımlar olarak kabul edilir. %10’dan daha az ise, bunlar Portfolyö yatırımlar olarak kabul edilmektedir.

Doğrudan yabancı yatırımlar, 1970 ve 1980’li yıllarda daha çok gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşirken, 90’lı yıllarda gelişmekte olan ülkelere sıçramıştır, hatta teşvik edilmiştir. 1990’ların başında gelişmekte olan ülkelerin toplam yatırım hacmi içindeki payı %20’den az iken; bu oran, 1990’ların ortalarına doğru %40’lar seviyesine yükselmiştir.

Günümüz dünya ekonomisinde, neoklasik teori hüküm sürmektedir. Neoklasik teori, yatırım getirilerindeki farklılıklar eşitleninceye kadar sermayenin gelişmiş (zengin) ülkelerden gelişmekte olan (fakir) ülkelere gideceğini öngörmektedir.

Peki bu teoriye dayanarak Kosova’nın bir gelişmekte olan ülke olduğunu ve gelişmiş ülkelerden veya gelişmekte olan ülkelerden Kosova’ya 2007 yılından 2017 yılına kadar ki sürede, ne kadar yabancı sermayenin geldiğini Kosova Merkez Bankasının 0cak 2018 tarihli raporuna dayanarak değerlendirmeye çalışacağız.

Grafik 1, Yıllara Göre Doğrudan Yabancı Yatırımlar

*Milyon euro

Grafik 1’de de görmüş olduğumuz gibi, 2007 yılında doğrudan yabancı yatırımlar 440.7 milyon euro iken 2008 ve 2009 doğrudan yabancı yatırımlarda düşüş gerçekleşmiş ve 287.4 milyon euro ’ya gerilemiştir. Ardından 2010 ve 2011 yıllarında yükselmiş ve sonraki yıllarda da inişli ve çıkışlı bir trend seyretmiştir. 2017 yılına gelindiğinde ise, 2016 yılına nazaran yükselmiş ancak 300 milyon euro’ yu bile tutturamamıştır.

Grafik 2, Ekonomik Faaliyetlere Göre Doğrudan Yabancı Yatırımlar

*Milyon euro

Bu 10 yıllık süre içerisinde (2007 – 2017) ekonomik faaliyetlere göre ilk beşe baktığımızda ise, sırasıyla ‘’Gayrimenkul, kiralama ve iş etkinlikleri’’, ‘’finansal hizmetler’’, ‘’inşaat’’, ‘’ticaret hizmetleri’’ ve ‘’diğer hizmetler’’ olarak sıralanmakta.

Bu süre zarfında Kosova’ya Doğrudan Yabancı Yatırımlar tarafından toplamda 3.328 milyar euro yatırım gerçekleşmiştir.

Ülkelere göre Doğrudan Yabancı Yatırımlara baktığımızda ise, ilk üç sırada 552.6 milyon euro ile Almanya, 435.4 milyon euro ile İsviçre, 382.1 milyon euro ile Türkiye yer almaktadır.

Kosova’ya 2007-2017 tarihleri arasında ilk on sırada ülkelere göre Doğrudan Yabancı Yatırımlar şu şekildedir;

Grafik 3, Ülkelere göre Doğrudan Yabancı Yatırımlar

*milyon euro

Grafik 2’deki Ekonomik faaliyetlere göre Doğrudan Yabancı Yatırımların ilk beşten söz etmiştik. Ekonomik faaliyetlere göre Doğrudan Yabancı Yatırımların sonlarına baktığımızda ise, Enerji, Tarımcılık, Sanayi ve Madencilik yer almaktadır. ( hatta son birkaç yıldır madencilik negatif yönlüdür).

Doğrudan Yabancı Yatırımlar yatırımın yapıldığı ülke ekonomisi üzerinde çeşitli etkiler yaratır. Bunlar, üretim, istihdam, gelir, fiyat, ödemeler dengesi, ekonomik gelişme ve reel refah gibi etkilerdir. Bu etkilerden bazıları ülke ekonomisine katkı sağlarken, bazıları da ekonomiye sorun yaratır. Aynı şekilde bazı etkiler yatırımın yapıldığı anda ortaya çıkarken, bazılarında ise nesiller sonra sonuç alınabilmektedir.

Ekonomik faaliyetlere göre ülkemizde Doğrudan Yabancı Yatırımlar tarafından yapılan yatırımların, yukarıda bahsetmiş olduğumuz etkilerin çoğunun reel ekonomiye doğrudan etkisi yoktur. Yani, yapılan yatırımda şirketlerin ülkeye genellikle şirketin elindeki teknoloji, ticari sırlar, yönetim bilgileri gibi birçok etkenin aktarılması söz konusu olur. Karşılığında da, kısmen ya da tamamen kazanılan kârları, hammadde, yarı işlenmiş veya mamul malları ana merkeze aktarılır.

Yapılan bu yatırımların ise, ülkemize doğru dürüst teknoloji, girişimcilik, yönetim ve organizasyon becerisi gibi etkenlerin aktarılamayıp, hem yurt içi hem de uluslararası piyasalarda ülke mallarının rekabet edememesine aynı zamanda yerli üretimin artamamasına (neredeyse hiç yok) sebep olmaktadır.

Doğrudan Yabancı Yatırımlarda amaç kârlılık olmasına rağmen. Yatırımcılar kendilerini ve yatırımlarını en güvende hissettikleri, yatırım ortamının en uygun olduğu ve en yüksek getiriyi sağlayabileceklerini düşündükleri ülkelerde yatırım yapmak isterler.

 

Non – editorial page

 “İstanbul Kırmızısı”

Esin Muzbeg

Bir film. Bir adamın kendine, hayata ve aşka geri dönüşünü anlatıyor. Bu süreçte ona yardımcı olanlar var. Tek başına olmuyor. Aşka kavuşup kavuşamaması ayrı mesele, kendine ve hayata dönmesi ayrı… Olmayan bir köpeğe su vermek, boğazın soğuk sularında serinlemek kadar gerçek… Bu olduktan sonra, aşk nasılsa gelecek.  Dostlara tavsiye: Filmi izleyin.

Umarım insanlık olarak dünyaya atıldığımız bu macerada, laneti üstümüzden atıp böyle umutlu bir dönüşle son buluruz.

“İlginç zamanlarda yaşayasın”

Bir Çin atasözü. Beddua olarak söyleniyor. Kafan öyle sürekli bir dertle meşgul olsun ki, bir dert biterse diğeri başlasın anlamına geliyor. Kim, nasıl bir beddua ettiyse dünyanın başı dertten kurtulamadı. Bence bu işte şeytan parmağı var. Ama Tanrı’nın da rıza gösterdiği belli… Sınıyor ya bizi.

Hani bir meyve meselesi vardı ya. İşte o günden beri ilginç zamanlarda yaşıyoruz. Birbirimize düşman olarak kovulduk mekândan. Öldürdük birbirimizi hiç bıkmadan. Babil kulemiz yarım kaldı, bahçemiz darmadağın. Birbirimizin dilinden anlamıyoruz artık. Çok kültürlülük, çok dillilik programlarıyla birbirimizi tanımaya çalışıyoruz. Sonra araya füzeler giriyor. Anlama çabası nafile…

“Nihayet harp başladı”

Bir manşet. “Alman orduları, dört koldan Leh topraklarına hücuma geçtiler. Varşova dün 6 defa bombardıman edildi.” Cumhuriyet Gazetesinin 1 Eylül 1939’da başlayan İkinci Dünya Savaşını duyurduğu manşet bu. Bir savaşın başlangıcı, adeta müjdelenerek verilmiş… O ‘aydınlık’ Cumhuriyet neden böyle bir manşetle çıkmış? Cevapsız bir soru. Sonradan çok utansa da durum bu.

Bugün de böyle manşetleri atmaya hazır bir güruh var: “Üçüncü dünya savaşının ayak sesleri.”  Telefondan twit atmakla, o twiti boşa çıkarmanın, havada uçuşan bir füzeyle, onu düşürmenin bir olduğunu sanmak, akıl tutulmasından başka bir şey değil. Biz çocuk bedeni sahile vuran Aylan bebeğe ağlayalı 2 buçuk yıl oldu, Suriye’de savaş 7 yılını doldurdu. Bugüne kadar ölen insan sayısı, (bak insan diyorum, bizim gibi, biz de olabilirdik yani) yarım Milyonu geçti. Bir tek insan için dökülen gözyaşını bir tahayyül edin. Yarım Milyonun bedelini hangi vicdan çeker. Var mı hala savaş isteyen? Var galiba, çünkü çoğumuz o katil babanın çocuklarıyız.

“Habil ve Kabil”

Kutsal bir hikaye. Hayatta kalanın Kabil olduğuna göre, hepimiz katil bir babanın çocukları mıyız? Yoksa bir parça da olsa, pasif bir direniş sergileyen amcamızın resesif genlerini de taşıyor olabilir miyiz? Maalesef baskın olan hep savaşan tarafımız. Ne zaman barışın mümkün olduğunu düşünsek, savaşla beslenen canavarlarla karşı karşıya kalıyoruz. Oysa Habil’in olmadığı gibi, bizim de koruma kalkanımız yok henüz.

“Kanal İstanbul”

Bir proje. Çevreciler karşı çıkıyor. Denizlerin de, doğanın da dengesini bozar diye… Strateji uzmanları,  strateji kuruyor, gelecek var diye… Para babaları hesap yapıyor, 10 milyar Dolara yapılır, 100 milyar dolara satılır diye… İstanbul sevdalıları hayal kuruyor, boğaz trafiği hafifler diye…  Sonra bir gemi geliyor, İstanbul Kırmızısına çarpıyor.  Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı yıkılıyor. Saygın bir profesör “Boğazda faciaların yaşanmasını bekleyecek değiliz. İkinci kanalın lazım olduğu görülüyor” diyerek Kanal İstanbul’u destekliyor. Böyle büyük bir işte şeytan mutlaka olur, Tanrı’nın rızası var mı bilemiyorum.

Bildiğim tek şey, tüm geçmişimizden ve de sıfatlarımızdan arınıp çırılçıplak kalsaydık daha iyiydi.  Takındığımız maskelerin altında neyin gizlendiği belli değil çünkü… Arınıp geri dönmek için boğazın akıntılı sularına dalasım var, ama ya kazara ya da kasten bir gemi çarpar diye korkuyorum.

 

Künye: Haftaya Bakış Bülteni, Paradigma’nın haftalık haber bültenidir.

Editörler: Esin Muzbeg, Bengi Muzbeg

Koordinatör: Esra Baykuş

Katkı sağlayanlar: Sezer Hoti, Furkan Fuşa

Bu haber bülteni Paradigma Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmaktadır.
Kaynak gösterilerek çoğaltılabilir, dağıtılabilir ve alıntı yapılabilir.
www.paradigmarc.org

 

Son Yazılar Paradigma (Tüm yazılar)

LEAVE A REPLY