“Görev Sürem İçerisinde Yaptığım En Büyük İş Kurduğum Dostluklardır”

0
520

Türkiye Cumhuriyeti’nin Prizren Başkonsolosu Selen Evcit görev süresini tamamlayıp, Ankara’ya döndü. Kendisiyle bir röportaj gerçekleştirip, görev süresince gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında bilgi aldık.

Paradigma: Türkiye Cumhuriyeti’nin Kosova’daki ilk Başkonsolosu olarak Prizren’e geldiniz. İlk geldiğinizde bir laptopla boş bir binada çalışmaya başladınız. Bir kurucu Başkonsolos olarak buradaki konsolosluğun kuruluş sürecini aktarabilir misiniz?

Selen Evcit: Aslında açılış itibarı ile bir buçuk yıl ama benim iki yıl üç ayım oluyor burada. Buradaki görevime geliş tarihim ise 1 Eylül 2015’tir. Dolayısıyla bina bir buçuk yılını tamamladı ama şahsım olarak iki yıl üç ayı tamamlamış bulunuyorum.

Bu benim için aslında en zor, ama bir o kadar da en iyi eğitici, öğretici tarafıydı. 1 Eylül 2015 tarihinde ben Prizren`e geldim. İçinde bulunduğumuz binanın tadilatı, tefrişatı bitene kadar kaldığım otel odasından hizmet vermeye çalıştım. Dışardan iyi görünen binanın tadilat ve tefrişatı 5-6 ay kadar sürdü. Ev sahibiyle birlikte binayı bir başkonsol

osluk binası haline dönüştürmeye çalıştık. Sonra malzemelerimiz geldi, bilişim altyapısını tamamladık, personel alım sürecine geçtik. Bütün bunları 2016 Şubat ayında tamamlamış olduk. Mart başından itibaren binaya resmi olarak geçtik. Ancak açılışımızı 2016’nın 23 Nisanına denk getirdik. Çünkü 23 Nisan Kosova

Türkleri için önemli bir gün, biz de açılışı öyle bir güne denk getirip anlamlı olsun istedik. Soydaşlar arasında başkonsolosluğun kurulması heyecanla sevinçle karşılandı. Herkes bayrağın göndere çekilmesini görmek istedi.

23 Nisan 2016’da dönemin Başbakan Yardımcısı Sn. Numan Kurtulmuş Kosova’ya teşrif ettiler. Dönemin Kosova Başbakanı Isa Mustafa ile birlikte bayrağı göndere çektik. Bizde resmi açılışımızı gerçekleştirmiş olduk.

Paradigma: Bu Prizrendeki tek başkonsolosluk binası. Önümüzdeki  dönemlerde başka ülkelerin konsolosluk açma ihtimali var. Ama Türkiye bu konuda sembolik anlamı da yüksek olan bir adım attı. Göreviniz süresince toplumla ilişkileriniz nasıl sürdü? Ortak faaliyetler düzenlediniz mi? Buraya geliş gidişler oluyor mu? Çünkü samimi bir ortam olarak görünüyor, yani yüksek duvarları olan çok sert güvenliği olan bir yer değil, çok samimi bir yer. Toplumla ilişkilerinizi değerlendirebilir misiniz?

Selen Evcit: Sıfırdan bu binanın içerisini yapabildiğimiz için her şeye bizim karar verme şansımız vardı. Kullandığımız renklere, tonlara dikkat ettik. Daha sıcak olsun istedik. Böyle resmi bir bina gibi gözükmesin, mümkünse isteyenin gelip kapımızı çalıp kahve içebileceği ya da dergisini anlatmaya gelebileceği bir yer olsun istedik. Ben buna butik başkonsolosluk adını taktım. Çünkü böyle küçük sevimli ama bir o kadar da misafirperver bir ortam olması için çalıştık. Prizren böyle bir yer, bizim soydaşlarımızda bunu bekler diye düşündük. Hali hazırda mevcut bir bina olmadığı için biz onu istediğimiz gibi şekillendirebildik. Bu çerçevede daha sıcak, insanları daha kabul edici bir yer haline getirelim diye dekore ettik. Onda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum, herkesten çok pozitif tepkiler aldık.

Toplumla ilişkilere gelince, sırf soydaşlar değil Arnavutlar, Boşnaklar bütün Prizrenlilerle ilişkilere gelince, yine belki de bir şansım şuydu. Bahsettiğim gibi ilk altı ay elimde laptopla çalıştığım için küçük bir otel odasına kapanmak istemedim. Çıkıp işte kafelerde, dışarda, restoranlarda bilgisayarımı açıp orada çalışıyordum. Dolayısıyla ilk altı ay, binaya geçmeden önce bile bir sürü insanla tanışma fırsatı buldum.  Buranın inşaatı süreci boyunca birçok esnafla tanışma imkanım oldu. Sonrasında da biz binaya taşınınca soydaşlar, dernekler, gelmek isteyen herkes buraya gelip bize hayırlı olsun dedi.

Paradigma : Binada çeşitli şiir dinletileri gerçekleştirdiğinize tanık olduk. Tiyatrocularla da yakın olduğunuzu biliyoruz. Konsolosluğun gerçekleştirdiği veya destek olduğu kültür sanat faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

Selen Evcit: Ben Prizren’e geldiğimde şunu keşfetme imkanım oldu. İnsanları tanıdıkça, onlarla temas kurdukça buranın gerçekten sanata ve kültüre çok önem verdiğini fark ettim. Bunu da şöyle değerlendirdim, soydaşımız dile çok önem veriyor ki çok da iyi yapıyor. Çünkü gerçekten kültür dille yaşayan bir şey. Siz ana dilinizi koruduğunuz müddetçe, anadilinizi yaşattığınız müddetçe, kimliğinizi, benliğinizi de korursunuz. Bunu da en güzel, en kolay yaşatabileceğiniz yer edebiyat, şiir, yazı, tiyatro, sinema ve müziktir. Dolayısıyla sanatın her alanı sizin dilinizi yaşatır. Ne mutlu ki Prizren’de daha doğrusu bütün Kosova’daki Türk toplumu bunun idrakinde ve dili üzerinden yaşamaya çalışıyor. Ben bu hassasiyeti keşfettikten sonra bu ne yapmam gerektiğini anladım. Bu, yapacağımız faaliyetleri planlama konusunda bir yol haritası sundu.

Kültür sanat faaliyetlerini zaten kendim de çok seven bir insanım. Uygulayabildiğim kadar yapabildiğim kadar bu tarz faaliyetlere hem katılmaya çalışıyorum hem organize etmeye çalışıyorum. Daha önce verilen görevlerde de bu tarz film festivalleri başka kültür sanat faaliyetleri gerçekleştiriyordum. Dolayısıyla benim için bu çok sevindirici bir şey oldu. O an Prizrenlilerle çok iyi anlaşacağımızı algılamıştım. Dolayısıyla özellikle buradaki bütün edebiyatçılarla, tiyatro gruplarıyla, her türlü kültür sanat faaliyetlerde bulunan müzisyenlerle temas halinde olduk.

Örneğin Kosova Türk Yazarlar Derneği ile beraber bir edebiyat saatleri-sohbetleri başlattık. Adını da Taş Köprü Edebiyat Sohbeti koyduk. Gerek binamızda gerek okullara giderek, Türkçe eğitimin verildiği okullarda öğrencilerimizle beraber edebiyat saatleri düzenledik. Birçok ünlü yazarımızı andık, şairimizi andık, ölüm yıl dönümlerini, doğum günlerini kutladık. Örneğin Orhan Veli Kanığın doğum yılını kutladık. Yine aynı şekilde burada en eski Türk Derneği ile Doğru Yol Türk Kültür Sanat Derneği’nin edebiyat koluna ismini vermiş Nazım Hikmet’in doğum gününde kendisini andık. Kosovalı ve Makedonyalı Türk şair ve yazarlarını andık veya kitap tanıtımları gerçekleştirdik.

Güncel edebiyata en çok önem verdiğim ve en gurur duyduğum şey Türkiye`den çok değerli edebiyatçımızı, sevgili Hakan Günday’ı ağırlamak oldu. Onu da geçen senenin 23 Nisanı’nda ağırladık, kuruluşumuzun birinci yıl dönümüne denk getirdik. Sevgili Hakan Günday sağ olsun, bizi kırmadı, buraya geldi. Kendisiyle çağdaş Türk edebiyatı üzerine çok güzel bir söyleşi yaptık.  Çok ilgi uyandırdığını düşünüyorum özellikle gençler arasında.  Hem kendisini tanıtmak hem de çağdaş Türk edebiyatını burada tanıtmak istedik.  Hakan Günday’la başladık, inşallah bundan sonra yine çok çok değerli edebiyatçılarımızla bu akım devam eder.

Yine tiyatrocularımızla çok önemli faaliyetler yaptık. Onlar zaten her biri inanılmaz iyi derecede sanatçılar. Yugoslavya döneminde çok büyük ödüller almış sanatçılar. Onlarla çok iç içe olduk, onların sahneleyecekleri oyunlara yapabildiğimiz her türlü yardımı yapmaya çalıştık. Her zaman desteklemeye çalıştık. Genç tiyatro gruplarımız var. Onlara da verebildiğimiz her türlü desteği sunduk. Yeter ki bir oyun sergilesinler, Türkiye’deki tiyatro gruplarıyla işbirliği yapabilsinler, onları tanısınlar, onlar gelsin burada tiyatro oyunları oynasınlar, aralarında bir etkileşim olsun istedik. Keza çok değerli müzisyenlerimiz var. Onlarla da hep bir arada olduk. Dolayısıyla Prizren’deki kültür ve sanat varlığı anlamında kimler varsa hepsiyle mümkün mertebe çok yakın ilişkiler kurmaya çalıştık.

Paradigma: Son olarak da film haftası düzenlediniz.

Selen Evcit: Evet bu herhalde bu görev sürecim boyunca yaptığımız en büyük etkinliklerden biri oldu. Türk basınında da yer aldı, Türkiye’de çok ses getirdi. Bu çok önemli bir şey. Biz bu şekilde aslında Prizren’i tanıttık Türkiye’ye. Çünkü ben zaten ilk geldiğimde bunu fark ettim, burada galiba biraz tersine bir iş yapacağız. Türkiye’yi burada tanıtacak halimiz yok, çünkü herkes biliyor. Burayı bizim Türkiye’ye tanıtmamız gerekiyor diye düşündüm. O açıdan çok iyi oldu. Herkes Prizren’i tanıdı, Türkiye’de bu festival basında, televizyonda, sosyal medyada çok yer aldı. Film festivalini geçtiğimiz 7-15 Eylül tarihinde gerçekleştirdik. Çok değerli oyuncumuz Edis Hun’u getirdik, kendisine yaşam boyu başarı ödülü verdik. Yine çok değerli bir yönetmen ve senarist Çağan Irmak, Yiğit Özşener, buradaydı. Balkanların en eski açık hava sinemalarından birinde, Lumbardhi sinemasında çok kalabalık bir katılımla çok güzel bir gala gecesi gerçekleştirdik. Hemen ertesi günü değerli Çağan Irmakla sinema üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Bura halkının ilgisinden çok memnun kaldılar. Biz bir hafta boyunca yayınlanan filmlerde Edis Beyin, Çağan Beyin filmlerini gösterdik. Güncel Türk sinemasından  çeşitli türdeki örnekleri izleyiciye sunduk. Herkese hitap edecek 11 film seçtik. Hepsini Doku Kino sinemasında Arnavutça alt yazı ile gösterdik. Sinema tıklım tıklım doluydu ve herkes mutluydu. İnşallah bunun ikincisi de gerçekleşir ve devamı gelir.

Paradigma : Prizren’de gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden bahsettik. Şimdi de Prizren’in size sunduğu katkılar, yaşadığınız hoş hatıralar var mı diye sormak istiyorum?

Selen Evcit: Prizren’in bana katkıları, hatıraları var tabi ki. İki yıl üç ay boyunca hangisinden spesifik olarak bahsedeyim bilemiyorum. Ama bana kişisel olarak kattığı şey çoktur. Her şeyden önce daha önce almadığım bir sorumluluktu. Sıfırdan alıp bir başkonsolosluk kurmak her şeyle a’dan z’ye ilgilenmek, büyük bir deneyimdi. Yöneticilik çok farklı bir şey, o anlamada bir katkısı oldu. Doğrudan birebir vatandaşla soydaşla buradaki halkla kaynaşabilmek çok önemli bir şey. O anlamda bana kişisel olarak çok şey öğretmiştir. O yüzden ben Prizren’e çok şey borçluyum ve Prizren’i zaten evim olarak kabul ediyorum. Bunu ben her yerde her platformda dile getiriyorum. Çünkü ben burada bir ev kurdum kendime. Bu bina benim evim sayılır. Kişisel gelişim, olgunlaşma anlamında çok önemli bir yeri var. Bu da çok önemli. Ben de vakti zamanında çok sayıda şiir, kısa bir şeyler yazardım. Uzun süredir hiçbir şey yazmıyordum. Burada tekrar o fırsatı yakaladım. Kısa birkaç yazı, şiirler yazdım.  O bile benim için çok önemli yani çok uzun zamandır elime kalem almıyordum sadece ve sadece iş odaklı yazıyordum. Burada tekrar edebiyata yönelmeye, şiire yönelmeye imkanım oldu. Bu da benim için kesinlikle inanılmaz bir tecrübe. Sadece bunu bile katmış olsa Prizren bana, sırf bunun için bile müteşekkir olurum.

Paradigma: Son olarak, Ankara merkeze dönüyorsunuz. Sizlere başarılı görevler diliyoruz.

Selen Evcit: Çok teşekkür ederim. Ama şunu da söyleyeyim, ben veda etmiyorum. Bir yeri çok sevdiysem orayı gerçekten evim adettiysem bir şekilde bir vesile ile tekrar gelirim. Sizleri görmeye gelirim, ziyarete gelirim. Burada kurduğum dostluklar benim için çok önemli. İş her zaman yapılır, önemli olan dostlukları kazanabilmek. İki yıl üç ayın başarısı bence kurabildiğim dostluklar. Başkonsolosluğu kurmam çok önemli değil; çünkü o bir görevdi ve o görev kime verilseydi onu yapardı.  Ama gerçekten burada kazandığım ve sürdüreceğime inandığım en önemli unsur, kurduğum dostluklardır. O yüzden veda etmiyorum. İnşallah en kısa zamanda tekrar görüşeceğiz.

Son Yazılar Paradigma (Tüm yazılar)

LEAVE A REPLY