2019 Avrupa Parlamentosu Seçimleri

0
498

Avrupa Birliği ülkelerinin seçtiği Avrupa Parlamentosu (AP)seçiminde 23-26 Mayıs’ta oy verme işlemleri sona erdi. İlk sonuçlara göre ana akım partiler büyük kayıplar yaşadı. Aşırı sağ ve Yeşiller ise güç kazandı.

Her 5 yılda bir gerçekleşen ve 28 ülkeden 400 milyon seçmenin kayıtlı olduğu Avrupa Parlamentosu  seçimlerine bu yıl katılım oranı %51olarak açıklandı. Bu oran 2014 yılında %42,6 idi. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde beklendiği üzere geleneksel merkez sağ ve merkez sol partiler büyük kayıp yaşadı. İlk sonuçlara göre Parlamentodaki en büyük grup olan Avrupa Halk Partisi (PPE) 179 sandalyenin sahibi oldu. Bu sonuç 2014 seçimlerine göre 42 sandalye kaybedildiğini gösteriyor.

Benzer şekilde Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar Grubu (S&D) da 150’de kaldı. Sosyal Demokratlar 2014 seçimlerinde 191 sandalye kazanmıştı.

Aşırı sağcıların çıkış yapması bekleniyordu ancak Yeşiller’in özellikle Almanya ve Fransa’daki büyük başarısı ile Yeşiller grubu sahip olduğu 50 sandalyeyi 70’e çıkardı.

Avrupa İçin Liberal ve Demokrat İttifakı (ALDE) 102 milletvekili, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) 58 milletvekili, Uluslar ve Özgürlükler Avrupası (ENF) 57 milletvekili, Özgürlükler Avrupası ve Doğrudan Demokrasi (EFDD) 56 milletvekili, Avrupa Birleşik Solu-İskandinav Yeşil Solu (GUE/NGL) 42 milletvekili çıkardı. Geriye kalan 45 milletvekili ise bağımsız adaylardan seçildi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’i destekleyen Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) sandık çıkışı anket sonuçlarına göre yüzde 28 oy aldı. Bu birlik 2014 seçimine göre yüzde 8 puan kaybetti.

İkinci sırada yüzde 20,5-22 aralığında Yeşiller yer alıyor. Bu partinin 2014’teki oy oranı yüzde 10.7’ydi. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) oyunu yüzde 7’den yüzde 10.5’e çıkardı.

Fransa’da sandık çıkışı anketlerine göre aşırı sağcı Marine Le Pen’in partisi “Rassemblement national” (Ulusal Birlik) yüzde 23.2 oy oranıyla ilk sırada yer aldı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi LREM ise yüzde 21.9 ile ikinci sırada kaldı.

İngiltere’de “AB’de kalalım” diyen partilere %40.4 oy, “anlaşmasız çıkalım” diyen partilere %34.9 oy ve “anlaşma ile çıkalım” diyen partilere %23.2 oy çıktı. Anlaşma ile çıkma taraftarı İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn yaptğı açıklamada ikinci Brexit referandumunun veya genel seçimin artık şart olduğunu ileri sürdü.

Önceki iki genel seçimde adeta siyasetten silinen Liberal Demokratlar yüzde 18,55 ile yüksek oy oranına ulaşarak AP’de 16 sandalye elde etti. Niger Farage’ın liderliğindeki Brexit Partisi oyların yüzde 31,71’ini alarak 29 sandalye ile en çok parlamenter elde eden parti oldu.

Yeşiller başarılı sonuçlarına İngiltere’yi de ekledi. Yüzde 11 ile dördüncü parti konumunda yer alan Yeşiller, yüzde 8.7’de kalan iktidardaki Muhafazakarları geride bırakdı.

 

İngiltere’de İstifa

Seçimler devam ederken İngiltere Başbakanı  Theresa May Brexit krizini aşamayınca 24 Mayıs’ta 7 Haziran’da istifa edeceğini açıkladı. Açıklamada Theresa May, “AB referandumunun sonucunu yerine getirmek için çabaladım. Referandumu uygulamak için elimden gelenin en iyisini yaptım. Yaptığım Brexit anlaşmasını desteklemeleri yönünde milletvekillerini ikna etmek için elimden geleni yaptım fakat üzülerek söylüyorum ki ikna edemedim. Artık bu çabalara yeni bir başbakanın önderlik etmesinin ülke çıkarları için en iyisi olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. May, yeni lider seçilene kadar görevine devam edeceğini belirtti. Brexit’i gerçekleştiremediği için derin bir üzüntü yaşadığını belirten Theresa May, kendisinden sonra gelen kişinin parlamentoda konsensüsü sağlaması gerektiğini ifade etti. Brexit konusunda ortak karara sadece tüm tarafların taviz vermesiyle ulaşılabileceğini söyleyen May, “Taviz kirli bir kelime değildir, hayat buna dayanır” şeklinde konuştu.

İngiltere Başbakanı Theresa May, Haziran 2016’da yapılan Brexit referandumunun ardından dönemin başbakanı David Cameron’ın istifa etmesinin ardından göreve gelmişti. May 2 yıl süren müzakerelerin ardından Avrupa Birliği ile, İngiltere’nin Birlik’ten ayrılma koşullarına ilişkin bir anlaşmaya varmış ve ancak bu anlaşma İngiltere Parlamentosu tarafından 3 kez reddedilmişti. Özellikle Kuzey İrlanda sınırıyla ilgili maddeler nedeniyle parlamentodan geçmeyen Brexit anlaşması uzun süre gündemde kalmış, May milletvekillerini anlaşmayı desteklemeleri için ikna etmeye çalışmıştı. Ancak muhalefetten ve kendi partisinden önemli isimler May’i Brexit sürecini kaosa sürüklemekle suçlayarak istifa etmesini talep ediyordu.

Avrupa Parlamentosu

Tarihi 1950’lere ve kurucu antlaşmalara dayanan Avrupa Parlamentosu’nun (AP) üyeleri 1979’dan beri temsil ettikleri kişiler tarafından doğrudan seçilmektedir. Milletvekilleri ya tek başına ya da siyasi partiyle bağlantılı olarak seçimlere katılabiliyor.

AP, birliğin yasama organı olarak AB Konseyi ile birlikte yasalar kabul ediyor ve birliğin bütçesini onaylıyor.

Seçimlerde milletvekilleri AP’deki 751 sandalye için yarışıyor. Parlamentodaki sandalye dağılımı üye ülkenin nüfusuna göre belirleniyor. Böylelikle, AB’nin en yüksek nüfuslu ülkesi Almanya’ya 96 sandalye verilirken, Malta gibi düşük nüfuslu ülkelere 6 sandalye veriliyor.

İngiltere’nin birlikten ayrılması durumunda sandalye sayısının 705’e düşmesi, İngiltere’ye ait olan 73 sandalyenin de 14 üye ülke arasında dağıtılması öngörülüyor.

Seçimler her beş senede bir yapılmaktadır ve seçmen olarak kayıtlı her AB vatandaşı seçme hakkına sahiptir. Bu şekilde Parlamento, Birliğin yaklaşık 400 milyon vatandaşının demokratik isteklerini ifade etmekte ve diğer kurumlarla olan görüşmelerde onların çıkarlarını temsil etmektedir.

Avrupa Parlamentosu üyeleri, ulusal gruplar halinde değil, Avrupa genelinde var olan yedi politik grup halinde çalışmaktadırlar. Bu yelpazede parlamenterler, federalist yapıyı savunanlardan, Avrupa kuşkucularına (Eurosceptics) kadar Avrupa entegrasyonu ile ilgili tüm görüşleri temsil etmektedir.
Avrupa Parlamentosu’nun üç çalışma yeri vardır: Brüksel (Belçika), Lüksemburg ve Strazburg (Fransa). Lüksemburg idari ofislere (Genel Sekreterlik) ev sahipliği yapar. “Genel Oturum” olarak bilinen bütün parlamenterlerin katıldığı toplantılar Strazburg’da ve bazen Brüksel’de yapılmaktadır. Komite toplantıları da Brüksel’de yapılır.

Parlamentonun üç ana rolü vardır:

  1. Birçok politika alanında Konsey ile beraber Avrupa yasalarını onaylamak.
    AP’nin vatandaşlar tarafından doğrudan seçilmesi Avrupa yasalarının demokratik meşruluğunu garanti etmeye yardım eder.
  2. Parlamento diğer AB kurumları üzerinde, özellikle de Komisyon üzerinde demokratik gözetim uygular.
    Parlamento, Komisyoner adaylarını reddetme veya onaylama yetkisine sahiptir ve bir bütün olarak Komisyon’u onaylamama hakkına da sahiptir.
  3. Parlamento, Konseyle beraber AB bütçesi üzerinde yetkiye sahiptir ve böylece AB harcamalarına etki edebilir. Bu prosedürün sonunda bütün olarak bütçeyi kabul edebilir veya reddedebilir.

LEAVE A REPLY